YÜCE DEVLET DERGİSİ BİLDİRİSİ

Oleh: Haydar Murad Hepsev
23 Aralık 2011

 

YÜCE DEVLET DERGİSİ BİLDİRİSİ

Millet, din ve toplum; Devlet, nimet ve saadettir.

 

Ülkemiz her alan ve anlamda bunalım içindedir. Yönetim, ehliyet ve liyakat sahiplerinin elinde değildir. Bürokrasi tıkanıklıklar içinde bocalamaktadır. Üniversite kalite ve seviyeyi düşürmüş, araştırma ve incelemeyi terk etmiş, diğer kurumlar gibi yularını Batının eline teslim etmiştir. Medya, bu ülkenin basın ve yayın organı değildir. Sermaye, fason ve taklit üretim yapmaktadır. Asker kendi başına davranmaktadır. Devlet adamı, asker, bürokrat, bilim adamı, gazeteci ve halk arasında büyük bir kopukluk ve hatta çatışma vardır. Evet, bir fetret dönemindeyiz; ülkemizde uyum, istikrar, atılım, büyük yöneliş, köklü toparlanış, temelli anlayış bulunmamaktadır. Fikir ve düşünce hayatımız ise bilgi eksikliği, tıkanıklık, taklitçilik ve dolayısıyla çözümsüzlük girdabındadır. Bir ruh kaybolmuştur, geriye kalan ise işte budur.

Evet, manzara budur pek de iç açıcı değildir. İçte bu durumdayken, dıştan gelen meydan okumalar artık dayanılmaz bir hal almıştır. Hz. Yusuf gibi bir kuyuya atıldık, kervanın geçmesini bekliyoruz. Dağ gibi bir odun kümesi hazırladılar, bizi yakmak için, Hz. İbrahim misali. Tuzak kurdular bize, gece baskını için, her kavimden temsilciler seçtiler, Hz. Peygamberimize yapmak istedikleri gibi… Lakin her şeye rağmen ümit vardır, her şeye rağmen her zaman yapılacak işler ve görevler vardır.

Hatırlamaya ihtiyacımız vardır: Ta Hz. Âdem’den bu güne kadar olan dünya tarihini; küfür ile imanın, hak ile batılın savaşını. Bütün peygamberlerimizi hatırlamaya ve her birini iyice anlamaya, Hz. Peygamberimizi ve sünnetini hatırlamaya ve yeniden yaşatmaya; Kur’anımızı hatırlamaya, anlamaya, öğrenmeye, yaşamaya ve yaşatmaya mecburuz. Ashab-ı kiramı ve bütün İslam büyüklerini hatırlamaya, öğrenmeye ve onlardan istifade etmeye muhtacız. İslam ülkeleriyle dost, bütün dünya müslümanlarıyla kardeş olduğumuzu yeniden hatırlamak zorundayız. Ecdadımızı, tarihimizi, medeniyet ve kültürümüzü, şiir ve edebiyatımızı, sanatlarımızı; musiki, mimari ve yazımızı, hüsnü hattımızı yani her şeyimizi yeniden hatırlamaya ve öğrenmeye ihtiyacımız vardır.

Yenilenme ve tazelenmeye ihtiyacımız vardır: İki yüzyıldır üzerimize ölü toprağı dökülmüş gibidir. Tereddüt ve kararsızlıklar içinde harekete geçmekte zorluk çekiyoruz. Aşk ve şevkimizi yeniden kazanıp canlanmaya, dirilmeye, çalışmaya ve ter dökmeye ihtiyacımız vardır. Her alanda yeni eser ve insanlar ortaya çıkarmalıyız. Muhteşem geçmişimizden ilham ve kuvvet alıp medeniyetimizi her yönüyle yeniden ortaya koymanın yolu, gayret etmektedir, başka hiçbir şeyde değildir.

Bilgiye, aydınlanmaya, maddi ve manevi donanım sahibi olmaya ihtiyacımız vardır: Bütüncü bir anlayışla her şeyin yerini bilip hakkını vererek; hiçbir ihtimali ihmal etmeden, göz ve kulak ardı etmeden; öğrenmeye, değerlendirmeye, hazmetmeye, düşünmeye ve çözümler üretmeye çalışmalıyız.

Ayrık otlarının temizlenmesine ihtiyaç vardır: Fetret devrinin doğurduğu sağlıksız ortam, disiplin ve hiyerarşiyi bozmuş; önde bulunması gerekenleri arkada bırakmış, ehliyetsizleri ön plana geçirmiştir. Ortalığı çilesizler, hazırcı ve kolaycılar, liyakatten nasipsizler doldurmuştur ve bunlar işlerini kolayca yürütmektedirler. Lakin her şeyin ve herkesin yerli yerine oturtulması gerekmektedir. Fikir diye ileri sürülen kırıntıcıkların, istikametten uzaklaştırıcı sapıklıkların önüne geçmek lazımdır. Her sahada ehliyet ve liyakat ölçüsünü hâkim kılmaya, emaneti ehline teslim etme duyarlılığına sahip olmaya, her zaman insanı öne alıp insan yetiştirmeye, yetişmiş olanların hakkını ve değerini teslim edip onları teşvik etmeye çok ihtiyacımız vardır. Eksik ve gediklerimizi tespit edip toplu hareket etmesini öğrenerek büyük organizasyonlar kurmaya ihtiyacımız vardır.

Ancak bir kısmını söyleyebildiğimiz bu ihtiyaçlarımızın karşılanabilmesi ve giderilmesi için gayret etmeye, biz de, niyet ettik; milletimizin karşısına bu dergiyle, Yüce Devlet Dergisi ile çıkmaya karar verdik. Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.

Yüce Devlet, Devlet-i Aliyye’dir; Devlet-i ebed-müddetin gölgesindedir. Devlet-i Aliyye’mizi kaybettiğimizden beri nimet ve saadetimizi kaybetmişizdir; fetret ve hatta keşmekeşe düşmüşüzdür. Çabamız, yeniden bulmayadır. Bütüncü bir anlayış içinde din, millet, devlet ve medeniyetimiz uğrunda çalışmak, ilkemizdir. Yolumuz İslam’ın yolundan başka hiçbir yol değildir. Allah’ın ve Peygamberimiz aleyhisselamın; Kur’an ve sünnetin yoludur. Ashab-ı kiram ve bütün İslam büyüklerinin takip ettiği yoldur. Lakin bu yolun yolcularının ayağının tozuyuz. Ülkemizde, İslam’ın inkıtaa uğradığı devirde ortaya çıkıp millet ve medeniyetimizi en üst düzeyde temsil eden büyük mütefekkir ve dava adamlarımız Sebilürreşad’la Mehmed Akif, Risale-i Nur’la Bediüzzaman, Büyük Doğu’yla Necip Fazıl ve nihayet Diriliş’le Sezai Karakoç’un izinde ve yolundayız. Ehl-i Sünnet itikadı ve mezhebi üzerindeyiz, tasavvuf ve tarikatlara saygılı ve bağlıyız. İslam’ı bir bütün olarak anlamaya ve yaşamaya çalışan, dünya ve İslam tarihini bir bütün ve devam olarak gören, ırklara hürmetli ama ırkçılığa düşman, birlik ve beraberliğin ehemmiyetini bilen, İttihad-ı İslam’ın gerçekleşmesi için gayret sarf eden ana caddenin üzerindeyiz. Tenkitlerimiz iyi niyet ve samimiyetimizdendir. Eleştirilerimiz, daha iyiye ve mükemmele erişme sevdamızdandır.

Yüce Devlet Dergisi, bu bildiriyle ancak başlamıştır, bu söz devam edecektir. Dergimizde, kitaplarımızda, söz ve yaşayışlarımızda sürecektir. Hep birlikte çıkaracağımız, yayınlayıp yaşatacağımız, dert ve acılarımızı paylaşacağımız, çözüm ve fikir üreteceğimiz bu dergi sizindir, bizimdir ve hepimizindir…

Buluşmak, görüşmek ve paylaşmak dileğiyle…

 

*Bildiri, dergi çıkmadan önce çoğaltılıp basına ve özel kişilere mektupla gönderilmiş; Yüce Devlet Dergisi’nin 15 Eylül 1995 tarihli ilk sayısının 16. sayfasında yer almıştır.

 

Yüce Devlet Dergisi’nin Birinci Döneminin Simge-başlığı

 

 

Etiketler: , , , ,

Kategori: Bildiriler, Yüce Devlet Bildirisi | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.