“YİĞİT İKEN ÖLENLERE GÖK EKİNİ BİÇMİŞ GİBİ”

Oleh: Haydar Murad Hepsev
01 Eylül 2012

 

“YİĞİT İKEN ÖLENLERE GÖK EKİNİ BİÇMİŞ GİBİ”

 

Huve-l-Hallâku-l-Bâkiy

Rumeli eşrâfından
hâlâ İznik Kazâsı
Hâkimi Âteşîzade Derviş
Ahmed Hamdi Efendinin
hazîne-dârı diyâr-ı gurbette
derdine dermân bulmayup
gençliğine doymayan merhûm
ve magfûr el-muhtâcu ilâ rahmeti
rabbihi-l-Gafûr Ömer Aga
rûhuna Fâtiha

1302
sene

Bugünkü dille şöyle ifade edebiliriz:

O (Allah) Hallâk ve Bâkıy’dir.

Halen İznik kazası hâkimi Âteşîzade Derviş Ahmed Hamdi Efendi’nin hazîne-dârı*olan gurbet diyarında derdine derman bulamayıp gençliğine de doymayan (rahmetli ve mağfiretli olsun) Gafur olan Rabbinin merhametine muhtaç Ömer Ağa’nın rûhuna Fâtiha

h. 1302 (1787/1788) Senesi

*Hazine-dar: Osmanlı’da devlet idarecilerinin kasa ve depolarını korumakla görevli memurların genel adı.

Bu kitabe, İznik’te Eşrefoğlu Rumi kuddise sirruh hazretlerinin kabr-i şerifinin sağ tarafında bulunan Ömer Ağa hazretlerine aittir. Kitabeden de anlaşılacağına göre Ömer Ağa, gurbetteymiş, hastaymış, hastalığına çare bulunamamış ve genç yaşta vefat etmiş. Dünyada bir sürü derd çekmiş amma büyük bir Hak dostuna mezar komşusu olma şerefini kazanmış; Allah Teâlâ hazretleri, son mekânını da cennet eylesin, âmin. (Bütün geçmişlerimizin ruhuna Fatiha okumayı unutmayınız.)

Gençken ölen biri olunca, Yunus Emre kuddise sirruh hazretlerinin “bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm / yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi” beyti aklımıza geliyor ve hüzünleniyoruz. Yunus Emremiz gençken ölenler için ne kadar çarpıcı bir benzetme yapmış: “gök ekini biçmiş gibi”. Aşağıya bütününü aldığımız şiiri, zaman zaman okuyup ölümü tefekkür etmek, Peygamber sallalahu aleyhi ve selem efendimizin (“Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz.“; “Ölümü çokça hatırlayınız. Çünkü ölümü düşünmek günahları temizler.“; “Nasihatçi vaiz olarak ölüm yeter.“) hadis-i şeriflerine de uygun bir iş olur.

Rabbimiz hazretleri bizlere de iman, ihlâs, cihad, hizmet ve tevazu dolu bir hayattan sonra iman ve Kur’an ile bu dünyadan göçmeyi, salih insanların yanlarında defnedilmeyi, arkamızda sadaka-i cariyeler bırakıp amel defterimizin kapanmamasını, salih kimselerin ve evlatlarımızın arkamızdan dua ve Kur’anlar okumasını, günahlarımızın afvolunup kabrimizin cennet bahçesine dönüşmesini, sırattan geçip Cennet yurduna gitmeyi, cemalullah nimetine erişmeyi hepimize nasib ve müyesser eylesin, âmin.

GELDİ GEÇTİ ÖMRÜM BENİM

geldi geçti ömrüm benim şol yel esip geçmiş gibi
hele bana şöyle gele şol göz açıp yummuş gibi

işbu söze Hak tanıktır bu can gövdeye konuktur
bir gün ola çıka gide kafesten kuş uçmuş gibi

miskin âdem oğlanını benzetmişler ekinciye
kimi biter kimi yiter yere tohum saçmış gibi

bu dünyada bir nesneye yanar içim göyner özüm
yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi

bir hastaya vardın ise bir içim su verdin ise
yarın anda karşı gele Hak şarabın içmiş gibi

bir miskini gördün ise bir eskice verdin ise
yarın anda sana gele Hak libâsın biçmiş gibi

yunus emre bu dünyada iki kişi kalır derler
meğer hızır ilyâs ola âb-ı hayat içmiş gibi
***

/// Bu yazı; Yüce Devlet Dergisi’nde (10. Sayı, 5 Aralık 2011) yayınlanmıştır.

Etiketler: , , ,

Kategori: Sadeleştirmeler, Taziye | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.