SÜLEYMANİYE KÜTÜPHANESİ NERESİ?

Oleh: Haydar Murad Hepsev
24 Ağustos 2014

SÜLEYMANİYE KÜTÜPHANESİ NERESİ?

 suleymaniye ktp

İşte tam burası, yani demir şebekeyle ayrılmış olan bölümdür; daha doğrusu Cumhuriyet’e kadar burasıydı. Camiye girdikten sonra sağ tarafa bakarsanız burayı görürsünüz. (Şimdiki Süleymaniye Kütüphanesi, eskiden medrese olarak kullanılan yerdedir.)

Ecdadımız hemen her büyük camide (içinde veya dışında) kütüphane kurmuşlardır. Kütüphane deyince bugünkü gibi mezar sessizliği olan yeri anlamayın. (Camilerdeki ya da müstakil olarak inşa edilen) kütüphanelerde muntazaman tefsir, hadis, fıkh, İhyâu Ulûmu-d-Dîn, Şifâ-i Şerîf, Mesnevî-i Ma’nevî vb. dersleri yapılır, ahaliden birçok kişi de bu derslere katılırdı.*

Mesela; Sultan I. Mahmud’un Ayasofya Camii’nde (kıbleye doğru sağ ön tarafta) yaptırdığı bir türbeden biraz büyük bir kütüphane vardır. 1740’ta yaptırılan ve mimari bakımdan da dikkate değer bu kütüphanede, 5000′den fazla (el yazması) kitap bulunuyordu. (Buradaki kitaplar, 1968′de Süleymaniye Kütüphanesi`ne taşınmıştır. Bu uzun mesela, biraz da onun için girdi buraya.) Bu pek de büyük olmayan binada 22 görevlinin istihdam edilmiş olması, calib-i dikkattir. Bunlar şunlardır: Altı hafız-ı kütüb (kütüphaneci; kitapları koruyan; okuyuculara kitaplar ve hatta içerikleri konusunda bilgi veren görevli), bir mücellid (ciltçi), bir katib-i kütüb (kitapları kaydeden) ve tatbiki-i kütüb (kitapları mühürleyen ve görevlilerin maaş çizelgelerini düzenleyen), iki müstahfız (temizlik ve koruma görevlisi), iki bevvab (kapıcı), üç ferraş (süpürgeci/temizlikçi), bir mâni’u-n-nukûş (nakış ve tezyinatı koruyan görevli) , iki meremmetçi (kitap tamircisi), bir kurşuncu (binanın kurşunlarını gözeten ve tamir eden kişi), bir buhurcu (binanın güzel kokması için buhur yakan ve dolaştıran görevli). Hayret vericidir ki bunlara ilave olarak iki tane de “Noktacı” vardır. Peki, Noktacı kimdir, necidir, ne iş yapar? Hemen söyleyelim: Kütüphanede yapılan derslerin, kitabın hangi sayfasında kaldığını takip ve tesbit etmek ve “nokta” ile belirlemek idi. Yani bu kadar kişi yalnızca bir kütüphanede görevlendirilmiş iken ayrıca ders yapmaya yardımcı iki noktacının istihdam edilmesi, ecdadımızın kitaplara, ilme ve irfana ne kadar büyük önem verdiğini apaçık gösteriyor mu… Bütün personele yüksek ücretler verildiğini de ekleyelim ki verilen bu önem, iyice anlaşılsın; çünkü günümüz insanı hemen her şeyi maddiyatla ölçüyor. (bkz. Doç. Dr. Said Öztürk, “Sultan I. Mahmud’un Ayasofya Kütüphanesi ve Kütüphane Vakfı“; 1. Ulısal İslam Elyazmaları Sempozyumu-13-14 Nisan 2007-Bildiriler Kitabı, İstanbul, 2009,156-168. sayfalar.)

Şimdi de bazı kütüphanelerde seminer vb. gerçekleştiriliyor ama çoğunlukla sadece kitap okuma, araştırma, mütalaa vb. yapılıyor. Bir kişi diğerine bir soru sorsa hemen susma uyarısı alıyor. Onun dışında bir hayat belirtisi bulunmuyor. Bizim gençlerimiz onun için mi, kütüphanelere bu kadar az gidiyor; bazı yaşlılar da bu kadar sessiz olduğu için mi bu mekânları tercih ediyorlar? (Kitabı, kütüphaneyi, ilmi, irfanı sevdirecek yenilikleri yapmak için illa Ankara’nın onayını mı beklemek lazımdır…)

Bir de Batı’daki birçok kütüphanenin bütün hafta 24 saat açık olduğu; uykusu gelenler için kestirebilecekleri yerler bulunduğu; çay-kahve ve hafif yiyecek satıldığı bilgilerini eklemek gerek. Bizde bazı kütüphaneler daha yakın zamanlarda cumartesileri de açılmaya başlandı; ama mesai saati bitiminde, açık kütüphane -pek az istisna dışında- bulunmuyor.**

Bazı ülkelerdeyse otobüs duraklarında kitaplık bulunduğunu;  böylece insanların, beklerken ya da otobüsteyken, kitap okumalarının kolaylaştırıldığını, biliyor muydunuz? Böyle bir gelişmeyi ülkemizde tahayyül bile edemiyoruz; neden acaba?

Kitaba, kütüphaneye, ilme, irfana kim önem verirse; o, yükselir de yükselir. Aksi durumu zaten kahrolurcasına yaşamıyor muyuz? Neden geri kalmışız, neden yükselemiyoruz, neden?

 

/// Haydar Hepsev’in bu yazısı, Yüce Devlet Dergisi’nde (13. Sayı, 25 Kasım 2013) yayınlanmıştır.

* İLAVE ve TEMENNİ: 1. Artık hamd olsun, camilerde öğle ve ikindi namazlarından sonra bir ayet ve bir hadis meali okunuyor ve açıklanıyor. İstanbul’daki bazı camilerde Tefsir, Buhari, Müslim şerhi vb dersleri yapılıyor. İhyâ’u Ulûmi-d-dîn, Füsûsu-l-hikem, Mesnevî, Mektûbât-ı Rabbânî vb eserlerin de okunmasını; bütün bu derslere katılan talebe ve dinleyici sayısının artmasını can u gönülden dileriz.

** 2. Bu hususta da sevindirici gelişmeler var. Mesela Bayezid Devlet Kütüphanesi 7/24 açık. Devlete bağlı birçok kütüphanede artık mesai saatleri dışında da inceleme-araştırma yapılabiliyor. Millet Kıraathaneleri projesiyle birçok belediyede okuma-yazma-çalışma-inceleme-araştırma yapacak insanlara kaliteli hizmetler verilmeye başlandı. Devamını, daha da gelişmesi ve yaygınlaşmasını dileriz.

Etiketler: , ,

Kategori: Medeniyet Yazıları, Sanat-Mimari yazıları | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.