SİYONİZM’İN ÇİN’E GÖÇÜ ve TÜRKİSTAN’IN EHEMMİYETİ ÜZERİNE

Oleh: Haydar Murad Hepsev
30 Ocak 2012

 

SİYONİZM’İN ÇİN’E GÖÇÜ ve TÜRKİSTAN’IN EHEMMİYETİ ÜZERİNE

 

İki Yahudi bir araya gelse şirket, iki Türk bir araya gelse devlet kurar” der bir Çin atasözü.

Bu tecrübeye dayalı söz, tarihin aynası gibi. Fıtri temayülleri doğrultusunda iki milletin tarihe işlediği ve işlemeye devam edeceği desenler; farklı kumaşlara, farklı şekillerde…

Tarihe bakıldığında, Yahudi hakkında görülecek olan şudur: Takıyyecilik yani kendini gizleyerek toplumları aldatma ve bunu örgütlü olarak yapma, paraya hâkim olup insanlara tahakküm etme hırsı, sapık inanç-fikir-kültür-sanat ölçüleri ile dünyayı ören bir ağ. Uhud’da, Hendek’te büyük hainlikler; İbn-i Sebe ile İslam’a en büyük fitne; Yasef’le sinsilik ve kalpazanlık; Karl Marx ile beyinlere zehir; Haim Naum ile Lozan… Son olarak da ete, kemiğe bürünmüş bir terör devleti…

Yahudi’yi -daha doğrusu Çin’deki Yahudi’yi- daha iyi anlatmak için aşağıda vereceğimiz örneklere dikkatinizi çekmek isterim:

* Kutuplardaki yerel halkın ürettiği derilerin ticaretini Yahudiler yapmaktadır.

* 1917 yılında kurulan ‘Türkistan Muhtar Cumhuriyeti’nin Maliye Bakanı ‘Salomon’ isimli bir Yahudi idi.

* SSCB döneminde 300 dolaylarında üyesi bulunan Sovyet meclisinin 50 üyesi Yahudi idi. Stalin’den Gorbaçov’a, tüm Sovyet liderlerinin eşleri istisnasız Yahudi idi. (Kaynak: Yahudi, Louis Marschalko, Sebil Yayınevi)

* Nisan 2010′da silahlı bir isyan sonucu devrilen Kırgız Devlet Başkanı Kurmanbek Baki ve oğulları, ülkeyi Yahudilere peşkeş çekmekle meşgul idiler. Bu isyanın altında yatan sebep, 3 adet Yahudi’dir. Bu Yahudileri oradan kurtaran İsrail’dir.

* Özbekistan’ın eli kanlı ve dünyaca en tehlikeli diktatörü olarak nitelenen Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un, İzak (İshak) isimli bir Yahudi olduğu bilinmektedir. (Türk Dünyası Yahudileri Toplantısı, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te yapılmıştır. Türkistan Yahudilerinin en etkili olduğu ülke Özbekistan’dır.)

* Savanora yatındaki pis işlerde ismi geçen Kazakistanlı işadamı, Alexander Makeviç arkasında Kazak Devlet Başkanı Nursultan Nazarbey olan bir Yahudi’dir.
Yakın tarihten ve günümüzden üçer adet verilen bu örnekler, sanırım sizlere Yahudilerin nerelere kadar ulaştığını, hangi konumları işgal ettiğini göstermektedir.
Peki, kutuplarda bile aktif olan, ileride yıkacakları bir muhtar cumhuriyette dahi maliye bakanlığını kimseye kaptırmayan Yahudi, Çin’de nerededir, hangi mevkidedir?

‘Güneşi Batmayan Ülke’ İngiltere’nin çökmesi ve Amerika’nın doğması Yahudi’nin madden göçü ile açıklanır. Şu an görülüyor ki Amerika çatırdamaktadır. Yeni ‘Güneşi Batmayan Ülke’ olmaya aday ise ABD’ye borç para vermeye başlayan ÇİN’dir. Her daim Amerika ile yarışan, dev olmak hayali kuran Çin bunu maddi açıdan başardı. Destekçisi, Yahudi’nin sermayesi ile. Lakin Çin (ne ABD, ne de İngiltere gibi) savaş ile istediği bölgelere sahip olamayacak. Elindeki tek güç -en azından şimdilik- ham madde ve para! (Çin, nadir bulunan stratejik öneme haiz bazı hammaddelerin yüzde 90’ndan fazlasını kontrolü altında bulunduruyor.) Tamamı ile ‘ekonomik kuşatma’ diyeceğimiz bir hareketle emperyalist emeller peşinden hızla giden Çin, örneğin, malları ile Afrika’yı ele geçirmiştir. Bundaki amacı Afrika ülkeleri ile bir blok oluşturmaktır.

Yahudi ve sermayesinin Amerika’dan Çin’e göçmesine sebeplerinden birkaçını zikredelim;

* ABD’de Yahudi düşmanlığı pek belirtilmese de had safhadadır. Müslümanlar sene içinde 500 civarında saldırıya uğrarken, bu oran Yahudilerde 2000 civarındadır.

* Kendini uzun süre saklayan Yahudi artık kendini saklayamaz oldu. Kamuoyunda kendisine karşı oluşan ciddi bir infial vardır.

* İsrail’in başarısızlığı ve giderek kaybedilen uluslararası destek, Yahudi’yi telaşlandırmıştır.

* Batı’daki mali kriz Yahudi’yi de vurmuştur.

* Amerika’da bir fabrikanın toplam maliyeti 50 milyon dolar iken Çin’de bu rakam 13 milyon dolar. Amerikalı bir işçi ayda 2000–3000 dolar maaş alırken, Çinli işçiler 150 dolar civarında maaş almaktadır, (bu işçiler arasında zorla çalıştırılan Müslüman Türkler de vardır. Urumçi, Kaşgar, Aksu ve diğer bölgelerde 2009 yılında çıkan isyanlar, Çinlilerin Guangdong’da zorunlu işçi olarak çalışan Türkleri katletmesinden ötürü zuhur etmiştir.) Çalışan Çinli nüfus, ülkedeki 300 milyon kayıtsızdan oluştuğu için sigorta da gerekmemektedir. (Çin’de resmi olarak 250 milyondan fazla işsiz vardır.)

Yahudilerin Çin’deki Varlığı

Ahval böyle iken Yahudiler, yeni güç odağı olarak (kendilerine, daha önce İngiltere ve Amerika’yı seçtikleri gibi) Çin’i seçtiler. 2000′li yıllardan itibaren Yahudi göçü Çin’e kaymıştır. Yahudi’nin Çin’deki varlığı yeni değildir. İlk olarak 18. yüzyılda Bağdat’tan Şanghay’a yapılan göçün ardından, Çarlık Rusya’sından ve Nazi Almanya’sından da göçler olmuştur.1945’te Şanghay’da 45 binden fazla Yahudi toplanmıştır. Bunlar kendi dillerinde gazeteler çıkarmışlar, okullar açmışlar, hastaneler, sinagoglar kurmuşlardır. İsrail başbakanlarından Ehud Olmert’in babası Çin doğumludur ve Şanghay Yahudilerindendir. (Babası 1933’te 22 yaşında İsrail’e gelmişse de Çin’i hiç unutmamıştır. Hatta son sözlerini dahi Çince söylemiştir. Bkz. Wikipedia-Ehud Olmert.)

 

 

Bu kısa sürede, Kaifeng bölgesindeki Çinli Yahudiler ile irtibata geçmişler ve bu, İranlı bir tüccar tarafından Yahudiliği kabul eden şuursuz Çinlilere, İsrail-Yahudilik şuurunu aşılamışlar ve bunlerı madden de desteklemişlerdir. Bugün Şangay, Pekin, Kaifeng üniversitelerinde, Yahudi Dini ve Felsefesi, Holokost (Soykırım), İbrani Dili, Yahudi Tarihi gibi dersler okutulmaktadır. Masonlar ve Kaifeng Yahudileri aracılığı ile Çin’de de gizlenmeye çalışan Yahudiler hakkındaki diğer bir rivayet de; Amerika’da, Çinli çocukları evlat edindikleridir.

1972 yılındaki ABD-Çin yakınlaşmasının mimarı olan Henry Kissinger, Alman Yahudisi ve İsrail vatandaşı idi. Kissinger, Çin’in kapitalist ekonomiye geçişinde öncü rol oynamıştır. 1970′lerden itibaren kurulan İsrail-Çin işbirliğinin ilk icraatı, Çin ordusunun Sovyet silahlarından arındırılıp, İsrail silahları ile teçhiz edilmesi olmuştur. Çin gizli servisi Yahudiler ve CIA aracılığı ile kurulmuştur. Başta gizlice yürütülen bu İsrail-Çin işbirliği, 90′lardan itibaren açıktan yürütülmeye başlamıştır. Bu açıktan yürütülen siyasetler, dünyanın yeniden bir kutuplaşmaya yol aldığının da kanıtıdır. Sovyetlerin çökmesinden sonra dünyanın her köşesinde zuhur eden, İslami hareketlere karşı, baş amilin İsrail olduğu bir birlik oluşturulmaktadır. Hindistan’dan Tayland’a, Filipinler’den ABD’ye, Rusya’dan Etiyopya’ya kadar tüm şer güçleri, şeytanın emrine girmekte, onun tarafından eğitilmektedir.

Çin’in, Batı’ya açıldığı kapı, Türkistan’dır. İşgal altındaki Doğu Türkistan, Çin’in hammadde kaynağıdır ve 21. yy’ın Kuveyt’i olarak adlandırılmaktadır.180′den fazla yeraltı kaynağı bulunan, Belazuri’nin deyimiyle ‘Allah’ın yeryüzündeki cenneti’ şu an acımasız bir zulüm ve işgal altındadır.

Doğu Türkistan mücadelesinin başbuğlarından İsa Yusuf Alptekin’in endişesi, gerçek çıkmıştır ve Çin tehlikesi bütün dünyayı tehdit etmektedir. Doğu’su ve Batı’sı ile Türkistan’ı çok büyük olaylar beklemektedir. İslam aydınları ve bütün Müslümanlar, gözlerini Türkistan’a çevirmeli; buranın tarihi, coğrafyası ve halkı hakkında bilgi ve bilinç oluşturmalıdır. Türkistan’daki Türklerin yeniden İslami şuura ulaşmalarında yardımcı olmalılardır.

Zira dünyanın yeni çekim merkezi Türkistan’dır!

Bizden söylemesi…

 

* Abdurrahman Hacımelek tarafından hazırlanan bu yazı, Yüce Devlet Dergisi‘nin 15 Aralık 2010 tarihli 7. sayısında yayınlanmıştır.

 

Etiketler: , , ,

Kategori: İslam Birliği Yazıları | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.