SESLER ve NAĞMELER

Oleh: Haydar Murad Hepsev
22 Ocak 2012

 

 

SESLER ve NAĞMELER

 

Bütün esvât-ı hilkat tîz ü pest elhân-ı kıymettir,

Kulak ver dinle, ey dil, cümlesi Hak’dan işârettir.

Denizde, yerde, göklerde açılmış sanki bir mektep,

Zev-il-ervâh okur gizli, açık üstâd-ı fikrettir.

Celaldir, sayhası aslanların, dehşet verir halka

Cemaldir, kuşdaki nağme müeddî-yi beşârettir.

Sakın sen, sanma vak vak, gölde kaz, ördek çeker Yâ Hakk

Ağaçta kumrunun hû hu’ları Hâkk’a ibâdettir

Öter gülşende bülbül mübtelâ-yi kıyl ü kal olmuş

O mürgun derdi gül, sümbül sanıp kanmak belâhettir

Kanarya aynı vahdet mevcesiyle çırpınıp söyler

Sadâ-yı bûmu meş’um bir nidâ sanmak hamâkatdır.

Neyin feryâdı her dem “vağfu annâ ente Mevlânâ”

Kemânın bî-gümân Allâhuekber’den ibârettir.

Sadâ-yı mûsikî dinlerse rûhan gaşy olur âşık

Sazın her bir telinden duyduğu gülbank-i vahdettir.

İlâhî ente maksûdî bütün seslerdeki gâye

Rızâdır cümlenin matlûbu bâkîsi hikâyettir.

mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün

. _ _ _   . _ _ _   . _ _ _   . _ _ _ 

Bugünkü Dille:

 

Yaradılışın hafif ve keskin bütün sesleri, kıymetli nağmelerdir,

Ey gönül, kulak ver, dinle; hepsi Hak’tan işarettir;

Denizde, yerde, sanki göklerde açılmış bir okuldur,

Gizli ve açık olarak ruhlar için okuyan fikir üstadıdır.

Aslanların kükremesi Celal’dendir (1), halka dehşet verir;

Kuştaki nağme Cemal’dendir(2); sevinmeye sebeptir.

Sakın sen “vak vak” sanma; gölde ördek ve kaz “Ya Hakk” çeker;

Ağaçtaki kumrunun hû hu’ları Hakk’a kulluktur;

Bülbül gülşende öter, dedikoduya müptela olmuştur,

O kuşun derdini gül veya sümbül sanıp kanmak düşüncesizliktir;

Kanarya da aynı vahdet dalgasıyla çırpınıp söyler;

Baykuş sesini uğursuz bir nida sanmak ahmaklıktır;

Neyin feryâdı her zaman “Sen Mevla’mızsın, bizi affeyle”dir;

Kemânınki de hiç şüphesiz Allâhuekber’den ibârettir.

Âşıkların ruhları musiki sedaları dinlerse kendinden geçer,

Sazın her bir telinden duydukları vahdet ilahisidir.

“Ey Rabbimiz maksadımız sizsiniz(3)” sözü bütün seslerdeki gayedir,

Herkesin istediği Allah’ın rızasını kazanmaktır, gerisi hikâyedir.

 

(1) “Cenab-ı Hakk’ın azametinin, büyüklüğünün bir nişanesidir” anlamına geliyor. Celal, Cenab-ı Hakk’ın bir sıfatıdır ve O’nun kahır ve azametiyle tecellisidir.

(2) “Cenab-ı Hakk’ın lütuf ve ihsanıdır” anlamına geliyor. Cemal, Cenab-ı Hakk’ın bir sıfatıdır ve O’nun lütuf ve ihsanıyla tecellisidir.

(3) “İlâhî ente maksûdî ve rızâke matlûbî” duasından iktibas edilmiştir; bu söz Nakşibendilerin vird çekerken söyledikleri bir cümledir, “Ey Rabbimiz, maksudumuz sensin, isteğimiz senin rızandır” anlamına gelir.

 

*Bu güzel şiir, Şarih-ül-Mesnevi Merhum Şefik Can’ın 8. Milli Mevlana Kongresi’nde sunduğu “GÖKLERDE VE YERYÜZÜNDE HİÇBİR VARLIK YOKTUR Kİ “ALLAH’I TESBİH ETMESİN” AYETİNİN HAZRETİ MEVLÂNÂ TARAFINDAN AÇIKLANMASI” tebliğinde yer alıyor. (bkz: http://akademik.semazen.net/author_article_detail.php?id=1189 ) Yazıda, şairin adı verilmemiş, sadece “arif bir şair” denmiştir.

 

/// Haydar Murad Hepsev’in bu şiir sadeleştirmesi, Yüce Devlet Dergisi’nde (1 Eylül 2009, 1. sayı) yayınlanmıştır.

 

Etiketler: , , ,

Kategori: Şiir Açıklamaları | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.