SESLER ve NAĞMELER

 

 

SESLER ve NAĞMELER

 

Bütün esvât-ı hilkat tîz ü pest elhân-ı kıymettir,

Kulak ver dinle, ey dil, cümlesi Hak’dan işârettir.

Denizde, yerde, göklerde açılmış sanki bir mektep,

Zev-il-ervâh okur gizli, açık üstâd-ı fikrettir.

Celaldir, sayhası aslanların, dehşet verir halka

Cemaldir, kuşdaki nağme müeddî-yi beşârettir.

Sakın sen, sanma vak vak, gölde kaz, ördek çeker Yâ Hakk

Ağaçta kumrunun hû hu’ları Hâkk’a ibâdettir

Öter gülşende bülbül mübtelâ-yi kıyl ü kal olmuş

O mürgun derdi gül, sümbül sanıp kanmak belâhettir

Kanarya aynı vahdet mevcesiyle çırpınıp söyler

Sadâ-yı bûmu meş’um bir nidâ sanmak hamâkatdır.

Neyin feryâdı her dem “vağfu annâ ente Mevlânâ”

Kemânın bî-gümân Allâhuekber’den ibârettir.

Sadâ-yı mûsikî dinlerse rûhan gaşy olur âşık

Sazın her bir telinden duyduğu gülbank-i vahdettir.

İlâhî ente maksûdî bütün seslerdeki gâye

Rızâdır cümlenin matlûbu bâkîsi hikâyettir.

mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün

. _ _ _   . _ _ _   . _ _ _   . _ _ _ 

Bugünkü Dille:

 

Yaradılışın hafif ve keskin bütün sesleri, kıymetli nağmelerdir,

Ey gönül, kulak ver, dinle; hepsi Hak’tan işarettir;

Denizde, yerde, sanki göklerde açılmış bir okuldur,

Gizli ve açık olarak ruhlar için okuyan fikir üstadıdır.

Aslanların kükremesi Celal’dendir (1), halka dehşet verir;

Kuştaki nağme Cemal’dendir(2); sevinmeye sebeptir.

Sakın sen “vak vak” sanma; gölde ördek ve kaz “Ya Hakk” çeker;

Ağaçtaki kumrunun hû hu’ları Hakk’a kulluktur;

Bülbül gülşende öter, dedikoduya müptela olmuştur,

O kuşun derdini gül veya sümbül sanıp kanmak düşüncesizliktir;

Kanarya da aynı vahdet dalgasıyla çırpınıp söyler;

Baykuş sesini uğursuz bir nida sanmak ahmaklıktır;

Neyin feryâdı her zaman “Sen Mevla’mızsın, bizi affeyle”dir;

Kemânınki de hiç şüphesiz Allâhuekber’den ibârettir.

Âşıkların ruhları musiki sedaları dinlerse kendinden geçer,

Sazın her bir telinden duydukları vahdet ilahisidir.

“Ey Rabbimiz maksadımız sizsiniz(3)” sözü bütün seslerdeki gayedir,

Herkesin istediği Allah’ın rızasını kazanmaktır, gerisi hikâyedir.

 

(1) “Cenab-ı Hakk’ın azametinin, büyüklüğünün bir nişanesidir” anlamına geliyor. Celal, Cenab-ı Hakk’ın bir sıfatıdır ve O’nun kahır ve azametiyle tecellisidir.

(2) “Cenab-ı Hakk’ın lütuf ve ihsanıdır” anlamına geliyor. Cemal, Cenab-ı Hakk’ın bir sıfatıdır ve O’nun lütuf ve ihsanıyla tecellisidir.

(3) “İlâhî ente maksûdî ve rızâke matlûbî” duasından iktibas edilmiştir; bu söz Nakşibendilerin vird çekerken söyledikleri bir cümledir, “Ey Rabbimiz, maksudumuz sensin, isteğimiz senin rızandır” anlamına gelir.

 

*Bu güzel şiir, Şarih-ül-Mesnevi Merhum Şefik Can’ın 8. Milli Mevlana Kongresi’nde sunduğu “GÖKLERDE VE YERYÜZÜNDE HİÇBİR VARLIK YOKTUR Kİ “ALLAH’I TESBİH ETMESİN” AYETİNİN HAZRETİ MEVLÂNÂ TARAFINDAN AÇIKLANMASI” tebliğinde yer alıyor. (bkz: http://akademik.semazen.net/author_article_detail.php?id=1189 ) Yazıda, şairin adı verilmemiş, sadece “arif bir şair” denmiştir.

 

/// Haydar Murad Hepsev’in bu şiir sadeleştirmesi, Yüce Devlet Dergisi’nde (1 Eylül 2009, 1. sayı) yayınlanmıştır.

 

Etiket: , , ,

One Comment

  1. haydar hepsev diyor ki:

    Esselamu aleykum ve rahmetullah

    “Semâ’, bazen HARAM, bazen MÜBÂH, bazen MEKRÛH ve bazen de MÜSTEHÂB olur.

    Dünya şehvetleri galib olanlar ve gençlerin çoğu için HARAMdır. Çünkü semâ’ ancak onların gönüllerini istilâ eden şehvetlerini galeyana getirir.

    Semâ’ı mahlûk suretine tenzîl etmeyerek, oyun ve eğlence âdet haline getirerek, zamanlarının çoğunu semâ’ ile geçirenler için MEKRÛHtur.

    Yalnız güzel sesden zevk almak için dinleyenlere MÜBÂHtır.

    Allah sevgisi kendisine galebe çalıp iyi vasıflarını harekete geçirenler için de semâ’ MÜSTEHÂBdır.”

    Yukarıdaki hükümler, İmam Gazzalî rahmetullahi aleyh hazretlerine aittir ve İslam tarihi ve içinde yazılmış en mühim kitaplardan biri olan İhyâu ‘Ûlûmi-d-Dîn kitabının Kitâbu Âdâbi-s- Semâ’ ve-l-Vecd bölümünde (bizim baktığımız baskısında s. 675–751 sayfaları arasında) yer alır. İmam Gazzalî hazretleri, bu 76 sayfa boyunca, Semâ’ ve Vecd’i, naklî ve aklî delilleriyle, Asr-ı saadetteki, tabii ki bilhassa Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu konudaki söz ve örnekleriyle ele alır. Bu husustaki karşıt görüşlerin hepsini inceler, onları tek tek çürütür ve Kitâbu Âdâbi-s- Semâ’ ve-l-Vecd’in son bölümünde, yukarıya aldığımız hükümlere varır.

    Vesile ile biz Kitâbu Âdâbi-s- Semâ’ ve-l-Vecd’i yeniden mütalaa ve istifade ettik ve konunun önemine binaen biraz hatırlatmaya çalıştık.

    İhyâu ‘Ûlûmi-d-Dîn, bizim yani Müslümanların yani İslam’ı yaşamaya çalışanların yani Ehl-i Sünnet ve-l-Cemâ’at’in en önemli kitaplarından biridir. Baştan sona okuyamıyorsak da zaman zaman başvurmakta büyük fayda vardır.

    Vesselamu aleykum ve rahmetullah

Konuyla İlgili Yorumunuz

Sitemizden, isim ve kaynak belirtilmeden kesinlikle alıntı yapılamaz.
İrtibat Adresimiz : Yüce Devlet Dergisi ve Yayınevi Ankara Cad. Vilayet Han 10/202 Fatih-Cağaloğlu / İSTANBUL Telefon: 0505 2600491
E-posta: yucedevlet@yucedevlet.com , haydarhepsev@gmail.com