REKABET, MEDENİYET ve KRİZLER

Oleh: Haydar Murad Hepsev
29 Şubat 2012

 

REKABET, MEDENİYET ve KRİZLER

 

Denge ve Adalet Medeniyeti

Osmanlı Devleti, Ortadoğu ve Balkanlar gibi iki zor coğrafyada 400 yıldan fazla hüküm sürdü. Bu iki bölge, hem coğrafi hem etnik hem de dini açıdan çok fazla çeşitliliğin ve rekabetin olduğu yerlerdir. Dünyanın başka yerlerinde bu kadar etnik ve dini farklılık bulunmamaktadır.

Osmanlı her iki bölgede de iyi hatıralar bıraktı. Bunun iki sebebi var: Birincisi, adalettir ve insan haklarına riayettir. Osmanlı’nın Müslim, gayr-i Müslim ayırımı yapmadan hukukta, siyasette, sosyal hayatta gerçekleştirdiği adalettir. Mesela Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u fethettiğinde isteseydi Fener Patrikhanesi’ni tamamen ortadan kaldırabilirdi. Kaldırsaydı ne olurdu; Ortodoks Hıristiyanların dinlerine müdahale etmiş olmakla kalmayıp belki de Hıristiyan âleminin birleşip Osmanlı’ya karşı yeniden bir Haçlı seferine kalkışmasına sebep olabilirdi. Ya da başsız ve kilisesiz kalan Ortodokslar, isyan edip Osmanlı’nı başını ağrıtabilirdi. Yani Fatih’in böyle bir davranışı uzun vadede devletin aleyhine olacak bir vahim bir hata olabilirdi. Osmanlı’nın adaletinin Boşnakların, Arnavutların, Pomakların ve Balkanlardaki diğer bazı insanların Müslüman olmalarına yani devletin doğal müttefiki haline gelmelerine yol açtığı da bilinen bir gerçektir. Bu Osmanlı’nın adaletiyle ilgili sadece küçük bir örnektir. (Şunu da eklemek gerekir ki adalet derindir, uygularken ilk elde anlaşılmayabilir ama yanlış bir hüküm, yüzyıllar sonra bile karşınıza çıkabilir ve ondan ötürü suçlanırsınız.)

İkinci sebep de şudur: Osmanlı, gittiği hemen her yerde birçok medeniyet eseri inşa ederdi. Cami, medrese, imaret, kütüphane, han, hamam, kervansaray, tekke, köprü, yol gibi o devirde inşası çok masraflı medeniyet eserleriyle hem Balkanlara hem de Ortadoğu’ya büyük yatırımlar yapmıştır. Yani almasını bildiği kadar vermesini de bilmiştir. Osmanlı’nın sömürgeci olmadığına en büyük delil işte budur. (Buralara daha çok yatırım yapılıp Anadolu’nun ihmal edildiği şeklinde bazı eleştiriler vardır. Osmanlı elbette Anadolu’yu ihmal etmemiştir ama) Balkanlar ve Ortadoğu’ya yapılanlar sayesinde, halkların gönlü kazanılmış ve dolayısıyla yönetim kolaylaşmış hem de buralara Osmanlı’nın mührü vurulmuştur. Bu konuda Roma medeniyetiyle paralellik kurulabilir. Gerçi Roma’nın gittiği yerlerde yaptığı mimari eser ve abideler onun gücünün taştan simgeleriydi ama yine de insanların işine yarıyordu yani Roma da almakla beraber az çok verebilen bir uygarlıktı.

Sömürgeci Medeniyet

Bugünkü Batı’ya gelirsek…

Yazının devamı Haydar Murad HEPSEV’in Medeniyet Millet Devlet Birlik (Yüce Devlet Dergisi ve Yayınevi, İstanbul, Kasım 2010) kitabındadır.

 

Etiketler: , , ,

Kategori: Fikir Yazıları | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.