MÜSLÜMAN ZENGİN KİME BENZEMELİ?

Oleh: Haydar Murad Hepsev
20 Ocak 2012

 

MÜSLÜMAN ZENGİN KİME BENZEMELİ?

 

Kitabımız Kur’an’la uyarıldığımız hususlardan biri de “müreffeh ya da mutlu yaşayış”tır; çünkü böyle bir hayat tarzı bizi Rabbimizin yolundan alıkoymaktadır. Bu tarzın bir yönü de müslümanı kâfirlere benzetiyor olmasıdır. Yani günahkâr oluş kadar işin içinde bir de “kâfirlere benzemek” var. Benzemenin her türlüsü olumsuz kabul edilmiştir, onun için bu konuda da çok dikkatli olmamız gerekiyor.

Bir kimseye “müslüman zengin” diyebilmemiz için, onun malının zekâtını veriyor olması, sadaka ile malını temizlemesi, helal ve harama dikkat etmesi, İslami ölçüler içinde zenginliğini devam ettirmesi gerekmektedir. Müslüman bir zenginin “peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle haşrolması için” tutması gereken bir yol vardır. Diğer müslümanların da onları bu konuda uyarması lazımdır ve bu doğru bir iştir.

 

Zenginin karşısında olmak ya da servet düşmanlığı yapmak, İslam’da yoktur. Lakin İslam’da her şeyin bir ölçüsü vardır. Zengin olmanın da bir ölçüsü vardır. Varlık sahibi müslüman “sosyete zenginleri” gibi olamaz. Sosyete zenginleri ölçü ve örnek olarak Avrupa’yı, Batı’yı almışlardır. İsraf ve magazin onların hayat tarzı olmuştur ve onlar yoksulu da düşünmemektedirler. Zengin müslüman aileler de maalesef onları taklit etmekte, lüks ve israfa yönelmektedirler. Aynı ailede hem de birden çok lüks araba, aşırı israf ve şatafat dolu düğünler vb. bu anlayışın dışa vuran bazı göstergeleridir. “Rahat ve mutluluk içinde” yaşamaktan başka bir şey düşünmemek, bir müslümana asla yakışmaz. Helal ve harama dikkat etmeden kazanma anlayışı ile müslüman zengin olunmaz, hatta sıfat kalkar sadece isim yani “zengin” kalır, o zaman onların da sosyete zenginlerinden bir farkı yok demektir.

Kur’an’dan yola çıkarak kâfire benzeyen zengin tipini ortaya koymak ve zengin müslüman kardeşlerimizi uyarmak anlamında şu cümleleri ifade etmek isteriz. Kitabımızda buyruluyor ki “Sakın o kâfirlerden bir takımlarına faydalandırdığımız şeylere (servete) gözleri dikip rağbetle bakma. Onların karşısında tasalanma. Müminler için de şefkat kanadını indir. (Hicr Suresi, 88. ayet)” Servet sahibi olmak hatta fazlasıyla mal ve mülk sahibi olmak, kâfirlere Allah’ın bir tuzağıdır. Müslümana düşense ne kâfiri kendinden üstün görmek ne ona imrenmek ne de onların yaptıklarını taklit etmektir. Ona düşen Allah’ın emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmaktır. Emir ve yasaklar bellidir. Tereddüde mahal yoktur.

Kehf Suresi’nde (32–46. ayetlerde) “servetini her şey sayan” zengin ile malını “Allah’ın bir ihsanı sayan” müslüman zenginin çarpıcı bir karşılaştırması yapılıyor. Kendisine çok mal verilen, malı ile övünen, nefsine zulmetmeye devam eden ve kıyametin de kopmayacağını sanan kâfir zengin diyor ki“Bu bağın helâk olacağını sanmıyorum. Böyle olmakla beraber, eğer Rabbime döndürülürsem, muhakkak bundan daha hayırlı bir akıbet bulurum. (Kehf Suresi, 35. ayet)” Burada bahsi geçen adam, hem nefsanî bir şekilde yaşıyor, insanlara malı ile övünüyor hem de ahirette de kurtulacağına inanıyor. Onu böyle konuşturan serveti ve müreffeh hayatıdır. Ama malını mülkünü kaybedince de diyor ki: “Ah ne olaydım! Rabbime hiçbir ortak koşmamış olsaydım. (Kehf, 42)”

Zengin kardeşlerimiz bu ayetleri ve kıssaları ibret alarak yeniden okumalılar ve hayatlarına tatbik etmelidirler. Bu, hem kolaydır hem de her iki âlemde yararlıdır.

*   *   *

Başlıktaki soruya cevap verecek olursak deriz ki: Bir müslüman zengin elbette ki müslüman bir zengine benzemelidir. Eskiler ağniya-yı şakirin yani şükreden zengin tamlamasını kullanırlardı, ne güzel bir deyimdir. İşte şükreden zengine örnek arıyorsak bu tarihte de vardır tabii ki, ama günümüzde de bulunmaktadır. Belki sayıları biraz azalmıştır ama vardır.

Neden sosyete zenginlerini örnek alalım ki. Kur’anımızı okuyup Peygamberimizin sünnetine sarılıp tarih içindeki müslüman zenginleri örnek alıp zamanımızdaki kardeşlerimizden de helal dairesinde kalmayı nasıl başardıklarını öğrenerek yeniden müslüman zengin olmayı başaramaz mıyız? Hiç şüphesiz başarabiliriz. Rabbimiz hepimize yardım eylesin.

 

/// (Emekli İstanbul Vaizi) Mehmed YÖRÜK Hocaefendi’nin bu yazısı, Yüce Devlet Dergisi’nde (1 Ekim 2009, 2. sayı) yayınlanmıştır.


 

Etiketler: , , ,

Kategori: Öğüt Yazıları | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.