MÜMİNLER ARASINDAKİ KARDEŞLİKTE ÖNEMLİ BİR ÖLÇÜ

Oleh: Haydar Murad Hepsev
04 Ağustos 2012

 

MÜMİNLER ARASINDAKİ KARDEŞLİKTE

ÖNEMLİ BİR ÖLÇÜ

 

Önce şu menkıbeyi okuyalım:

“İbn Arabî, h. 590 / m. 1193–1194 yılında Tlimsen’de bulunuyordu ve orada bir gece rüyasında Hazreti Peygamberi görmüştü. Rüya, … Ebu Medyen ile alakalıdır. İbn Arabî, ariflerin büyüklerinden olan ve şahsen çok inandığını ifade ettiği Ebu Medyen’e “buğz” eden bir adamın haberini almış ve o sebeple de, bu şahıstan nefret eder olmuştu. İşte bu rüyada Hazreti Peygamber İbn Arabî’ye:

- Filanca şahıstan niçin nefret ediyorsun? diye sorunca o da:
- Ebu Medyen’e “buğz” ettiği için, cevabını vermiş. Bunun üzerine Hazreti Peygamberle şöyle konuşmuşlar:
- O şahıs Allah’ı ve beni seviyor mu?
- Evet ey Resulallah, o şahıs Allah’ı da seviyor, seni de!
- Şu halde Ebu Medyen’e buğz ediyor diye niçin bu şahıstan nefret ediyorsun?

Bu sözler üzerine İbn Arabî, böyle bir kötü hareketinden dolayı tevbe etmiş ve Hazreti Peygamber’e:

- Ebu Medyen benim için insanların en sevgilisidir. Fakat sen bana nasihat ettin ve beni uyandırdın, demiş. Nihayet bu rüyadan uyandığını, ifade eden İbn Arabî, af dilemek üzere -yanına elbise ve kıymetini hatırlamadığı birçok değerli şeyler alarak- bir binekle o şahsın evine gitmiş; rüyasını anlatmış. Bu zat, rüyayı dinledikten sonra, gözleri yaşlanmış, hediyeleri kabul etmiş ve rüyayı da “Allah tarafından bir tenbih” olarak telakki etmiş. Bundan sonra da, Ebu Medyen’den nefret etmek, kendi kalbinden zail olmuş ve Şeyh’i sevmeye başlamış. Sonra diyor İbn Arabî, bu zatın Ebu Medyen’den ne sebeple nefret ettiğini öğrenmek isteyince, o da şöyle anlatmış.

- Ben, Ebu Medyen ile birlikte Becâye’de iken, ona kurban bayramında kesilmiş bir kurbanını etini getirdiler; kurbanını kendi arkadaşlarına taksim etti fakat bana hiçbir şey vermedi. İşte kendisinden nefret ettiğim sebep budur. [el-Fütûhâtu-l-Mekkîye, matbu, mısır, h. 1282, c. 4, s. 551 (9–19)]”

[Muhyiddin İbni Arabi / Hayatı ve Çevresi (Nihat Keklik, Sufi Kitap, İstanbul, 2008, s. 125–126) kitabından alınmıştır.]

_________________________________________________

YÜCE DEVLET’İN NOTU:

İşte ölçü budur. Bir kimse ki müslümandır, Allah ve Resulü’nü sevmektedir; ona buğzedilmez.

Ehl-i ilm, ehl-i irfana; ehl-i şeriat, ehl-i tarikata; ehl-i cihad, ehl-i zikre karşı söz söylenirken bu ölçüyü daima hatırında tutulmalıdır. Allah’a ve Resulü’ne en ufak sevgisi olan kişi, kardeşimizdir ve bize dünyadaki herkesten daha sevimlidir.

Bu uyarılar günümüzde de olmakta ama sem’-i itibarla dinlenmemektedir. Başımıza bunca felaket neden gelmektedir? Müslümanların gücü ve birliği neden bir türlü oluşmamaktadır? Kardeşliğimize olan riayetsizliğimizden… “Müminler kardeştir” ölçüsüne karşı hassas olamayışımızdan… Menfaatlerimizi, kardeşliğimizden üstün tuttuğumuzdan…

Bir tek mümin, dünya ve içindekilerden daha hayırlı, daha iyi ve daha güzeldir. Sevilecek, dost edinilecek, gözümüz gibi korunacak kişi odur. Kâfir, münafık, fasık, zalim değil…

_________________________________________________

Bu yazı, Yüce Devlet Dergisi’nde (10. Sayı, 5 Aralık 2011) yayınlanmıştır.

 

Etiketler: , , , , ,

Kategori: Alıntılar / Yorumlar | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.