KELİME BULMAK, SÖZ SÖYLEMEK

Oleh: Haydar Murad Hepsev
09 Mart 2012

 

KELİME BULMAK, SÖZ SÖYLEMEK

 

Dünyayı kelimeler yönetiyor.

Kelimeleri bilen ve yerli yerinde kullananlar, dünyayı derinden derine etkiliyor.

Bir ok gibi, bir şimşek gibi zihinden zihine, beyinden beyine, gönülden gönüle ulaşan kelimeler yönetiyor, insanları, toplumları…

Bir anda bütün kürre-i arzı dolaşıveriyor artık kelimeler.

İnsanları artık çok daha kolay bir şekilde değiştiriyor kelimeler.

Böyle kelimeleri söyleyebilmek artık çok önemli.

Kelimeleri, sözleri, fikirleri söyleyen insanları bulmak, ortaya çıkarmak, yetiştirmek artık çok önemli.

Sözü söylemek kadar iletmek, aktarmak ve tanıtmak gerekli…

***

Bir söz söylüyorlar, bir deyim ortaya atıyorlar, bir kelime fırlatıyorlar dünyanın önüne; insanların zihnine bomba atmış oluyorlar. Atom bombası belki o kadar tesirli değil. Bir bomba bir anda yıkıp geçiyor belki ama kötü niyetli bir deyimin etkisi belki seneler sürüyor.

Bu sözleri, deyimleri, tamlamaları, kelimeleri çok dikkatli bir şekilde üretiyorlar. Çok ince, çok kapsamlı, çok amaçlı şekillerde hazırlıyorlar. Uzun uzun düşünerek, ciddi ciddi tartışarak üretiyorlar. Üniversiteleriyle, medyalarıyla, siyasetleriyle, aydınlarıyla beraber oluşturuyorlar.

Bu, bir komplo teorisi değil. “Medeniyetler Çatışması”, “Tarihin Sonu” kelimeleri ve bunların arkasındaki koca kitaplar ve uzun tartışmalar, örnek olarak yetmez mi? “Ortadoğu” kelimesini kim üretti? “Yeni Dünya Düzeni”, “Ilımlı İslam”, “Büyük Ortadoğu Projesi” sözlerini kim sundu bütün dünyaya. Örnekler çok, lakin mesele örnek vermek değil.

Bu kelimeleri kim buluyorsa o yönetiyor devletleri ve insanları. Onlar yönlendiriyor siyasetleri, medyaları, aydınları, üniversiteleri.

Kim üretiyorsa bu sözleri, bu deyimleri; onlar etkiliyor beyinleri, zihinleri, düşünceleri.

Kim söylüyorsa bunları, onlar elde ediyor büyük kazançları, yüksek gelirleri, üstün başarıları.

***

Kelimelerle köşeye sıkışıyor insanlar.

Kelimeler ok, kurşun, mermi. Kelimeler öldürüyor artık insanları. Manen öldürüyor, zihnen öldürüyor, kalben öldürüyor.

Bizlerse bin yerinden yara almış yorgun savaşçılarız. Kelimelerle yaralanmış, kelimelerle fitneye düşürülmüş, bölünmüş hatta parçalanmış bir milletin çocuklarıyız. Daha da bölmeye, daha da parçalamaya çalışıyorlar. Bizse ancak cevap yetiştirmeye çalışmakla yetiniyoruz.

Bizi bizden uzaklaştırıyorlar kelimelerle. Kendimize, medeniyetimize, dinimize yabancılaştırmaya çalışıyorlar.

Bizi şaşırtmaya ve yoldan çıkarmaya çalışıyorlar, bu şeytani kelime ve kavramlarla.

Bizi hatta yok etmeye çalışıyorlar, haince söylenmiş deyim, tamlama ve cümlelerle…

***

Hâlbuki kelimelerin varisi biziz. Güzel sözlerin, ince deyişlerin, düzgün kelimelerin, doğru ve iyi cümlelerin mirasçısı bizleriz.

En güzel sözler, en doğru deyimler, ince ve nazik kelimeler bizdeydi bir zamanlar, sonra kaybettik.

Şiir medeniyetiydi bizim uygarlığımız. Şiirse en güzel, ince, nazenin, tatlı, kuvvetli, olgun, bereketli kelimelerin altın oranda bileşimiydi. Şiiri kaybederek güzel sözü de yitirdik.

Kitap medeniyetiydi bizim medeniyetimiz. İlimde ve tefekkürde doruklara ulaşmış cümlelerin yazıldığı kitapların medeniyetiydi. Kitap okumayı terk edince tefekkürü de kaybettik.

Medeniyetimizdeki her güzel şeyin aslı ve esasıysa mübarek Kitabımızdadır, Kur’anımızdadır. Güzel ve tatlı sözün de, ince ve derin kelimenin de, olgun ve etkili deyimin de esası elbette O’ndadır. Kur’an’a iman edip gerçekten tabi olanın hakiki kelimeye de gerçek bir varis olması gerekmez mi?

“Allah’ın kelimesi, Allah kelimesi, en yüce kelimedir” buyrulmuyor mu o mübarek Kitabımızda?

Sünnetin yani Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hadisleri de sözlerin en güzelleri değil mi? Peygamberi gerçekten sevenlerin, bu tatlı ve mübarek kelimelere gönülden tabi olmaları gerekmez mi?

Kur’an ve Sünnete kalpten bağlı olanların, her zaman ve her yerde en güzel, en etkili, en derin, en tatlı kelimeleri bulup kullanmaları gerekmez mi? Bu güzel sözlerle insanları küfürden, zulümden, nifak ve fitneden kurtarmaları lazım gelmez mi? En ciddi, en ilmi, en ince kelimelerle İslam’ı ve müslümanları savunmaları icap etmez mi?

Onun için bilgi şarttır. Onun için sağlam inanç ve doğru bilinç gereklidir. Onun için Doğuyu da Batıyı da tanımak lazımdır. Uyanık bir kalb, yüce bir gönül, ince bir ruh lazımdır. Onun için sağlam bir karakter, güzel ahlak, keskin bir göz gereklidir.

O zaman yeniden en güçlü sözler söylenecek, küfür ve zulüm susturulacaktır.

O zaman en güzel kelimeler bulunacak; fitne önlenecek, kötülük durdurulacaktır.

O zaman en iyi deyimler sarfedilecek, nefsine ve şeytana uyanlar, gaflete düşenler yeniden kazanılacaktır.

O zaman “en yüce kelime” yeniden bizimle olacaktır.

İnşaallahu teala.

 

* Haydar Murad Hepsev’in bu yazısı, Yüce Devlet Dergisi’nde (1 Eylül 2010, 6. sayı, s.2) yayınlanmıştır.

 

Etiketler: , , , ,

Kategori: Fiil Yazıları | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.