KARDEŞİMİZİ KENDİMİZE TERCİH EDEBİLMEK

Oleh: Haydar Murad Hepsev
22 Mart 2012

 

KARDEŞİMİZİ KENDİMİZE TERCİH EDEBİLMEK

 

Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdu lillahi rabb-il-âlemin, vessalatu vesselamu ala rasulina Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecmain.

Allah subhanehu ve teâlâ, Haşr Suresi’nin 9. ayetinde şöyle buyuruyor:

Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar (ensar), hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”

Kendimize bir soralım, sevgili dostlar, mümin kardeşlerimizi ayette bildirilen ölçüde ya da kısmen kendimize tercih ediyor muyuz?

Abidlerin büyüklerinden İmam İbrahim Teymî hazretlerinin şu menkıbesi bize bu işin nereye kadar varabileceğini mükemmel bir şekilde gösteriyor (Menkıbe, İbn Sa’d‘ın Tabakaat’ında rivayet edilmiştir):

“(Âli bin Muhammed rivayet eder ki) Haccac, İbrahim Neha’î‘nin* bulunmasını istedi. Haccac’ın gönderdiği elçi gelip “İbrahim’i arıyorum” dedi. Bunun üzerine İbrahim Teymî “Ben İbrahim’im” diyerek onun Neha’î’ye ulaşmasını istemedi.

Bunun üzerine Haccac, İbrahim Teymî’yi Deymas’a** hapsetti. Mahkûmlar, orada ne güneş görüyor, ne de soğuktan korunabiliyorlardı, ikişerli olarak zincirliydiler. İbrahim Teymî, orada tanınamaz hale geldi. Annesi ziyaretine gidince, oğlunu ancak konuşunca tanıyabildi. Daha sonra İbrahim Teymî, orada vefat etti.

Haccac, rüyasında birinin şöyle dediğini işitti: “Bu gece şehirde, cennet ehli bir adam vefat etti.” Bir soruşturna yapınca “İbrahim Teymî zindanda öldü” dediler. Fakat Haccac, “Bu rüya, şeytanın gösterdiği bozuk rüyalardan biridir” dedi.”

İbrahim Teymî hazretleri, arkadaşı büyük fakih İbrahim Neha’î’ye bir zarar gelmesin diye, hapse atılmayı göze aldı, hatta canını kardeşi için vermiş oldu. Bu yüce hasletin dinimizdeki adı “îsâr”dır ve “kendisi muhtaç olmasına rağmen, mümin kardeşini kendisine tercih etme; cömertlik, ikram” manalarına gelir. Bugünkü Müslümanların, maalesef, büyük ölçüde terk ettikleri bir güzel ahlaktır.

Belki biz, İbrahim Teymî hazretleri kadar yapamayız ama “mümin kardeşlerimiz için bir şeyler yapabilmenin endişesini taşıyor muyuz? Az bir zaman da olsa kendi zamanımızdan vererek onlara hizmet edebiliyor muyuz? Bize verilmiş olan nimetlerden, kardeşlerimizi de yararlandırabiliyor muyuz? Bazen de olsa, küçük bir işte bile olsa, mümin kardeşimizi kendimize tercih etmek için içimizden bir niyet, bir arzu, bir istek geliyor mu? Bu sorularda konu edilenler, belki isar tanımına bile girmiyor ama halimizi ortaya koyma açısından bir ölçü verebilir bize. Kendimizi bir sorguya çekmemiz lazım. İsar adlı güzel ahlakın neresindeyiz? Hiçbir yerinde değilsek, ödülün de farkında değiliz galiba: “Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”

Ey Rabbimiz! Bizi bu güzel ahlaka erişenlerden eyle; isarla şereflenmiş sahabe efendilerimizin, bu ahlakı en güzel şekilde uygulayan İbrahim Teymî hazretlerinin ve onun gibi büyüklerin yolundan ayırma, âmin!

 

*İbrahim Neha’î hazretleri, Abdullah bin Mes’ud radiyallahu anh hazretlerinin öğrencisi Alkame radiyallahu anh ‘in öğrencisi olup bu silsile daha sonra İmam-ı Azam radiyallahu anh hazretlerine ulaşacaktır.)
** Haccac’ın bu isimle anılan zindanı ki “hamam” demek olup teşbihen isimlendirilmiştir.

 

/// Sabahaddin KURTAY’ın bu yazısı, Yüce Devlet Dergisi’nde (5 Aralık 2011, 10. sayı) yayınlanmıştır.

Etiketler: , , , ,

Kategori: Tefsir yazıları | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.