“IRKÇILIK ÜZERE ÖLEN BİZDEN DEĞİLDİR”

Oleh: Haydar Murad Hepsev
23 Mart 2012

 

“IRKÇILIK ÜZERE ÖLEN BİZDEN DEĞİLDİR”

 

Irkçılığa (asabiyyeye) çağıran bizden değildir; ırkçılık için savaşan bizden değildir; ırkçılık üzere, asabiyye uğruna ölen bizden değildir. (Müslim, İmâre 53, 57, (hadis no: 1850); Ebû Dâvud, Edeb 111, 112 (5121); İbn Mâce, Fiten 7, (hadis no: 3948); Nesâî, Tahrim 27, 28)”

Peygamber Efendimiz aleyhissalâtü vesselâmın bu şerefli hadisinde geçen “asabiyyet”, kavmiyetçilik, ırkçılık, ulusçuluk anlamlarına gelir. Kökü itibariyle “baba cihetinden gelen akrabalık” için kullanılan, “aynı soydan gelenlerin muhaliflere karşı birlikte hareket etmelerini sağlayan dayanışma duygusu” diye tarif edilen asabiyet kelimesi,“kavmine zulümde de yardım eden” anlamını da ihtiva eder. (Bkz. Canan, Kütüb-i sitte, III, 147.)

Şu hadis-i şerif de bu konudadır: “Asabiyet duygusuyla öfkelenen, asabiyet uğruna savaşırken yahut asabiyet davası güderken körü körüne açılmış bir bayrak altında ölen kimsenin ölümü Câhiliye ölümüdür. (Müslim, İmâre, 57, Nesâî, Tahrîm, 28; İbn Mâce, Fiten, 7; Müsned, II, 306, 488.)”

Hz. Peygamberin mübarek beyanına göre ırkçılık yapan, bu uğurda mücadele eden ve ölen kişi müslümanlardan değildir. Yani kavmiyetçilik yapan kişi İslâm ahlâkı, yaşayışı ve sıfatında değildir.

Müslümana yaraşan, ırkçılık hastalığından uzak durmasıdır. İnsanları yoktan var eden ve onları farklı kavimlere taksim eden Allah Teâlâ’dır. Kulun bu hususta bir iradesi ve dahli söz konusu değildir. O halde bir insanın kendisinden kaynaklanmayan ve bir tercihi dahi söz konusu olmayan bir meseleden dolayı üstünlük taslaması makul ve makbul olmasa gerektir. Nitekim Yüce Rabbimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır:

Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır. (Hucûrât suresi, 13. ayet)”

Âyet-i kerîmeye göre, insanların farklı ırklara, milletlere ayrılmaları, ilâhî bir tercihledir. Bunun sebebi de insanlar arasında tanışma ve kaynaşmanın mümkün olmasını sağlamaktır. Üstünlük ise bir ırka, cinse veya başka bir sebebe değil, ancak takvâ’ya (Allah’tan gereği gibi) sakınmaya bağlıdır. Dolayısıyla kimin takvâsı, ahlakı daha güzel ise Allah katında o üstündür.

Bir ırkı bayraklaştırıp diğerlerini hakir görmek iyi, doğru, güzel yani İslami değildir. Peki, bir insanın kendi kavmini, boyunu, soyunu sevmesi yanlış mıdır: Bir insanın ailesini, kavmini ve ırkını sevmesi fıtrî, tabiî ve gereklidir. Nitekim dinimizin müslümanları yükümlü kıldığı sıla-i rahim (akrabayı koruyup gözetme), asabiyet yani akrabalık bağları ile ilgilidir. Dinen doğru bulunmayan husus, insanın kendi ırkını, milletini -sırf kan bağından dolayı- üstün görüp diğerlerini düşük ve değersiz görmesidir. Sevgili Peygamberimizin ifadesiyle böyle bir anlayış İslâmî değildir, bu anlayışla ölen kişi câhiliye ölümü üzere ölür, neûzübillah.

Bütün ırkların, renklerin ve dillerin hâlikı olan Yüce Rabbimiz bizi ve bütün müslümanları her türlü câhilî sıfatlardan korusun, âmin.

 

/// Dr. Muhammed Ayhan’ın bu yazısı, Yüce Devlet Dergisi’nde (15 Temmuz 2011, 9. sayı) yayınlanmıştır.

 

Etiketler: , , ,

Kategori: Hadis Şerhi | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.