II. ABDÜLHAMİD HAN VE AŞİRET MEKTEPLERİ

Oleh: Haydar Murad Hepsev
08 Mayıs 2012

 

II. ABDÜLHAMİD HAN VE AŞİRET MEKTEPLERİ

 

Türkiye’ye eğitimde altın çağ yaşatan, o zamanın şartlarında Küba’ya dahi ajan gönderen, Singapur’a bile cami yaptıran, Boğaz Köprüsü projesi çizdiren, Srilanka’ya dahi okul açtıran, kendisini öldürme girişiminde bulunan Ermeni suikastçıyı Osmanlı ajanı olarak çalıştırabilen ve Beyaz Rusya’nın ıssız köylerinde adı hâlâ camilerde anılan II. Abdülhamid Han, ülkeyi dağılmaktan kurtarmak için de çok ciddi bir proje gerçekleştirmiştir.

Aşiret Mektebi adıyla ortaya çıkan bu proje doğrultusunda 21 Eylül 1892 tarihinde İstanbul’da orta dereceli bir okul açılmıştır. Şu anki Kabataş Ticaret Meslek Lisesi’nin bulunduğu yerde açılan mektebe ilk olarak Arap ve Kürt aşiret liderlerinin 12 – 16 yaş arasındaki çocukları alınmıştır. Öğrencilerin aşiretlerin “ itibarlı ve muhterem” ailelerine mensup olmaları okula girmek için başlıca şarttı. Türkçe bilmeyen bu çocuklara 7 – 8 ay içerisinde mükemmel bir şekilde Türkçe konuşmaları öğretilmiştir. Eğitim süresi 5 yıl olan bu mektepte Kur’an-ı Kerim, fıkıh, ilmihal gibi dini ilimler yanında fen bilimleri, Fransızca, Türkçe, coğrafya, tarih, edebiyat, tıp, İslam hukuku, ziraat, veterinerlik ve jimnastik dersleri okutulmaktaydı. Yatılı olan mektep üniformasının kadife kollarında ve kapalı yakasında “Aşiret Mekteb-i Hümayunu Talebeleri” kelimeleri işlenmişti.

Öğrencilere 2 yılda bir ailelerine gitmelerine izin verilir ve yol masrafları da devlet tarafından karşılanarak başlarında bir zabit olmak kaydıyla gönderilirlerdi. Ramazan ayında öğrenciler Yıldız Sarayı’na iki kez iftara davet edilirler, iftar bittikten sonra padişah, balkona çıkarak öğrencilere “Nasılsınız evlatlarım?” diye hatır sorardı. Öğrenciler de ayağa kalkarak “Padişahım çok yaşa“ diye bağırırlardı. Sarayda ayrılırken öğrencilere birer altın lira ihsan edilirdi. Bayramlarda mektebe, padişah tarafından gönderilen kuzular, 7 kişiye bir tane olmak öğrencilere ikram edilirdi. Yatılı olan mektepte öğrencilerin tüm masrafları devlet tarafından karşılandığı gibi öğrencilere de gündelik olarak iki kuruş verilirdi.

Sınıf mevcudu 40 öğrenciden oluşan okulda, 250 Arap, Kürt ve Arnavut aşiret reislerinin çocukları bulunmaktaydı. Bu okulda çeşitli ödül ve ceza sistemleri bulunmaktaydı. Aferin, Tahsinname ve Mükâfat gibi ödüllerin yanında azarlama, tekdir, ayakta durma, çarşı izni iptali ve hapis şeklinde cezalar uygulanmaktaydı.

Ders saatleri borazan veya düdük sesi aracılığıyla duyurulur, öğrenciler sınıfa girdikten sonra herhangi bir şey için kesinlikle sınıftan çıkamazlardı. Yoklama yapıldıktan sonra sınıfta bulunmayan öğrenciler müdüre bildirilirdi. Öğretmen yeni konuya geçmeden önce bir önceki konunun anlaşılıp anlaşılmadığını test etmek için dersin bir bölümünü öğrencilere soru sorarak geçirirdi.

Aşiret Mektebi’nden mezun olan öğrenciler, eğitimlerini Harbiye (Harp Okulu) veya Mülkiye Mektebi’nde (Siyasal Bilgiler Fakültesi) devam ettirirlerdi. Harbiye’yi bitirenler mensup oldukları bölgelerde bulunan askeri birliklere subay, Mülkiye’yi bitirenler de kaymakam, nüfus müdürlüğü, polis komiserliği gibi görevlere atanmışlardır.

Devlete bağlılığın temel esas olarak öğretildiği bu okuldan yetişen güçlü aşiretlerin çocukları gittikleri yerlerde Osmanlı Devleti’ne hizmet etmeyi öncelikli bir görev olarak kabul etmişlerdir.

Bu mektepte yetişen aşiret çocukları, aşiretlerine döndükleri ve aşiret reisi olduklarında, içinden yetiştikleri halkın Osmanlı Devleti’ne sadakatini temin ettiler. İstanbul’da açılan bu mektebi yaygınlaştırmak mümkün olmamıştır. Aşiret Mektebi, kısa dönemde verdiği kısıtlı sayıda mezunla önemli hizmetlerde bulunmuş ve 1907’de kapanmıştır.

 

/// Hamdi ÖZCAN tarafından kaleme alınan bu yazı, Yüce Devlet Dergisi’nde (1 Eylül 2010, 6. sayı) yayınlanmıştır.

Etiketler: , , ,

Kategori: Devlet Yazıları | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.