HZ. EBUBEKİR’İN MÜNACAATI

Oleh: Haydar Murad Hepsev
19 Ocak 2012

HZ. EBUBEKİR’İN MÜNACAATI

 

Aslına bakılırsa, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin ashabı arasında şair olan çok insan vardır. Bir başka deyişle O’nun çevresi şairlerle halelenmiştir. Bunlardan Hz. Ali, Hassan b. Sâbit, Abdullah b. Revaha, Kaab b. Züheyr (radiyallahu anhüm) gibileri şairlikleri ile tanınmışlardır. Bir kısmı ise kendilerinden rivayet edilip kayda geçebilen birer beyit veya manzumeleri ya da birer kıtalarıyla, Arap dili ve edebiyatıyla uğraşanların bildiği ve zevk aldığı şair kişiler olmuşlardır.

Kendisini şiirler ifade etmek, gerçekte, Arap toplumu için güç bir şey değildir. Bir defa kuvvetli bir dil olması ve yüksek bir ses kalitesi taşıması bakımından Arapça buna son derece müsaittir. Diğer yandan Arap kabileleri ve toplumu arasında şiir söyleme geleneği yaygın bir şekilde revaçta olmuş, yaşlı-genç, zengin-fakir yani hemen toplumun her kesiminde şiir söyleyen çokça çıkmıştır. Hatta yiğitlik gibi güzel şiir inşad etme de, bir genci tanımlamada en önemli özellikler arasında sayılmıştır.

İlk inanan, en iyi yardımcı, Hicret esnasında Peygamber Efendimizin mağara arkadaşı, hakkında “ikinin ikincisi” diye ayet bulunan, ilk halife ve insanların en büyüklerinden Hz. Ebubekir es-Sıddık radiyallahu anh, bu mübarek şairlerden birisi sayılmalıdır. Belki hemen şair diyemeyiz, lakin bugüne gelebilen bir şiiriyle, kendisini şiir yoluyla ne kadar mükemmelce ifade ettiğini de inkâr edemeyiz. Bugünkü dille aktarmaya çalıştığımız kasidesinin aslı, son derece yüksek bir ses zenginliğine sahiptir. Bu kaside, ayrıca, mana derinliği ve güzelliği bakımından insanı hayran bırakacak bir yüceliktedir.

 

 

MÜNACAAT KASİDESİ

lütfunla bolca ver ya ilahi azığımız az bizim
iflas etmişiz, ey rabbim, gelmişiz kapına

günahı çoktur onun, bağışla, günahı çok olanı
gariptir o, bir kuldur zillete düşmüş töhmet altında

karşı gelmiş, sonra unutmuş hata üstüne hata yapmış o
sense verensin cömertçe, verensin yine ihsanını bolca

rabbim suçlarım kumlar gibi, hesaba gelmez demişti
bağışla suçlarımın hepsini, affa uğrasın onlar da

ne olacak halim ey allahım hayırlı bir işim yok benim
oysa yaramaz işlerim çoktur, yaptığım çok azdır tâatta

dertlerime deva isterim senden isteklerimi yerine getirmeni
hastadır kalbim, sense şifa verensin onulmaz devasızlara

ateşe söyle de yakmasın ey rabbim, dediğin gibi
ibrahime yaklaşan alevlere, ey ateş dur, kulumu yakma

sensin ancak şifa veren, yetişen bütün önemli işlerde
rabbim ne güzel bir vekilsin, yeten ve koruyan her yerde

erdem hazinenden ver, cömertsin sen, çok veren, çok bağışlayan
gönlümden geçeni de ver, rehber ol ki kalmayayım yolda

mülkünden ver bize, çokça bağışla, koru bizi korktuğumuzdan
sensin hâkim ey rabbim cebrâilin münadi olduğu, ol günde

nerde musa nerde isa, söyle bana nerde yahya nerde nuh
uyan ey asi sıddîk tevbe kıl yüce mevlâna seni yaradana

 

*Bu yazı, Diriliş Dergisi’nde (20–27 Temmuz 1990, 105–106. sayı, s.18–19) ve H.M. Hepsev’in Şiir Bilgisi (Mayıs 1992, s.5–7) kitabında yayınlanmış; yucedevlet.com’a 06 Mart 2008’de eklenen bu yazı, sitemiz Aralık 2011’de yeniden yapılandırılıncaya kadar 1140 kere okunmuştur.

 

Etiketler: , , ,

Kategori: Şiir Tercümeleri | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.