EŞİĞİN ŞAİRİ (Seamus Heaney)
EŞİĞİN ŞAİRİ
Seamus Heaney kökleri Kuzey İrlanda’daki çocukluğunu konu alan şiirleriyle Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı. İşin iç yüzünü bilenler, 56 yaşındaki İrlandalı şair Seamus Heaney’in günün birinde Nobel’i kazanacağını yıllardır söylüyorlardı. Aynı şeyler, tabii ki, Vladimir Nabokov, Jorge Luis Borges ve Graham Greene gibi şöhreti olan ama kazanamayan yazarlar hakkında da geçerliydi. Onun için İsveç Akademisi’nin Heaney’i seçtiğini açıklaması sürpriz olarak nitelendirilebilir.
Akademi, edebiyat ödüllerinde jeopolitik öneme yatırım yapmayı seçmektedir ve bu yılın kararında, Kuzey İrlanda’daki barış görüşmeleri etkili olmuş görünmektedir. Heaney’in seçilişi için belirtilen sebeplerden biri de: “Beylik sözlerden kaçınmak istediği için ifade etmekten sakınmasıyla birlikte, İrlandalı bir Katolik olarak Kuzey İrlanda’daki şiddetin tahliliyle uğraşması”dır.
Bahsedilen sakınma, sanatındaki bütün farklılığı meydana getirmiştir. Heaney’den bariz olarak daha az politik bir şair veya dilini bayağı ve basmakalıp ifadelerden daha fazla arındırmışını hayal etmek zordur. “Şiir bir patikadan ziyade bir eşiktir” diye yazmıştı bir keresinde. 1966’da ilk yayınlanan kitabı Death of a Naturalist’den itibaren gitgide daha duygu yüklü, lirik, zıtlıklar arasında hayat ve ölüm, neşe ve keder, hafıza ve zayiat arasında gidip gelen eserler üretti. Hayalleri kelimenin doğru ve etimolojik anlamıyla radikaldir: “The cold smell of potato mould, the squelch and slap / Of soggy peat, the curt cuts of edge / Through living roots awaken in my head” (Patates küfünün soğuk kokusu, azarı ve şamarı/Islak turbanın, küt ağzı bir kenarın/Kafamda uyanan canlı köklerden).
Böylesi duygulanımlar Heaney’de doğuştan gelen özelliklerdendir. Dokuz çocuğun en büyüğü olarak Mossbavvn’da, Belfast’ın aşağı yukarı 50 km kuzey batısındaki aile çiftliğinde yetişti. Katolik Heaney’lerin toprağına bir Protestan mülkü komşuydu. “Sembolik bir mekâna yerleştirilmişim” dediydi sonraları” İngiliz etkisinin çizgileri ile yerli tecrübenin tuzağı arasına, “emlak” ile “bataklık” arasına. Emlak duvarlıydı, ağaçlıydı, görüş alanımızın ötesindeydi; bataklık ise sazlıktı, kalleşti, çocuklara yer yoktu.”
Heaney çiftlikten İngilizce’yi önce öğrenmek sonrada öğretmek üzere Belfast’taki Queen’s University’ye gitmek için ayrıldı. Şiirinin dikkat ve ilgi toplamasıyla birlikte bir dizi akademik görev de peşi sıra geldi: 1989 ile 1994 arasında Oxford’da şiir ve Harvard’da belagat ve hitabet profesörü idi. Ve etrafına sürüyle yardakçı ile hayran toplamış hoyrat, lütufkâr bir ozan olarak fakülte odasında ve meyhanede aynı rahatlıkta idi.
Ancak çocukluğunun çiftliği -yeryüzündeki konumu- Heaney’i ve şiirlerini hiç bırakmadı: “As a child, they could not keep me from wells /And old pumps with buckets and windlasses” (Çocukken uzak tutamazlardı beni kuyulardan/Ve kovalar, çıkrıklar ile eski pompalardan). Onun şiir yazma işi için kullandığı mükerrer istiare kazmak’tır; geçmişi, eski dost ve düşmanların gömülü ve mahfuz yattığı İrlanda’nın edebî bataklıklarını kazmak.
Bu uzun, arkeolojik bakış Heaney’in Kuzey İrlanda üzerindeki kavgaya yeteri kadar bağlı olmadığını düşünen Katolik taraftarların bazı eleştirilerine maruz kalmıştır. 1972′de İrlanda Cumhuriyeti’nin başkenti Dublin’e taşınması da tartışmalara yol açmıştır. Fakat Heaney doğduğu ülkede nefretin körüklediği kıyım üzerine çok dokunaklı şeyler yazdı. “Casualty”de IRA’nın bir kanadının bombalayacağı uyanlarına kulak asmayarak bir Protestan birahanesine giden Katolik bir dostun ölümünü anlatır: “He had gone miles away / For he drank like a fish” (Millerce uzağa gitmişti/Bir balık gibi içtiği için). Patlamanın sonrası: “How culpable was he / That last night when he broke/Our tribe’s complicity?” (Ne kadar kabahatliydi/O son gece kırdığında/ Kabilemizin suç ortaklığını?) Soru hem iç burkucu hem de alışıldık siyasî tartışmanın parametrelerinin dışındadır. Ölüm ve ıstırap, polemiklerle karşılanamaz; söylenecek en iyi şey şiirin de güzel bir tarifi, insanın karmaşıklığı önünde eğilen sözlerdir.
Heaney’in şiirinin yeğinliği, şüphenin dizginlediği Roman Katolik mizacından kaynaklanır büyük ölçüde. “Benim dilim ve duyarlılığım bir tür dinî veya aşkın boyut içermeye müştaktır.” demişti bir keresinde bir röportajcıya. Heaney’in okuyucuları (Dante ve T.S. Eliot’ın okuyucuları gibi) şairin inanışlarını paylaşıp paylaşmamada serbesttirler. Kimsenin inkâr edemeyeceği ise onun hayatı ve inancını birleştirmek için bulduğu kelimelerin gücüdür. “The Harvest Bow”da dediği gibi “The end of art is peace: Sanatın sonu barıştır.”
ŞARKI
Dudağı boyalı bir kıza benzeyen üvez ağacı
Arasında yan yol ile ana yolun
Kızılağaçlar ıslak ve damla damla uzaklıkta
Ayrık dururlar sazlar boyunca.
Çamur çiçekleri var lehçenin
Ve solmaz sarıçiçekleri satıcı argosunun
Ve o an ki kuş pek yakın öter
Oluverenin musikisine.
SONG
A rowen like a lipstleked girl
Between the by-road and the main road
Alder trees at a wet and dripping distance
Stand off among the rushes.
There are the mud-flowers of dialect
And the immertelles of perfect pitch
And that moment when the bird sings very close
To the music of what happens.
*Paul Gray’in Time dergisinde yayımlanan yazısı ve Şarkı şiiri Savaş KILIÇ tarafından tercüme edilmiş ve Yüce Devlet Dergisi’nde (7 Aralık 1995, sayı 5, s.15) yayınlanmıştır. Savaş Kılıç’ın Yüce Devlet Dergisi’nde (1 Kasım 1995, sayı 4, s.8–9) İlhan Berk’in Özensizlikleri başlığıyla yayınlanmış bir yazısı daha vardır.
*Savaş KILIÇ, 1975 İstanbul doğumludur; 1993’te Fazilet Koleji’nden, 1997’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı’ndan mezun oldu. Yıldız Üniversitesi’nde okutmanlık yaptı. Halen Fransa’da doktora yapıyor. Alamut Dergisi’ni de çıkaran Savaş Kılıç’ın çeviri kitapları ve “Anlamın Gizi Dilden İdeolojiye” başlıklı bir kitabı vardır.
Etiket: Nobel Edebiyat Ödülü, Sanatın sonu barıştır, Seamus Heaney, Şiir bir patikadan ziyade bir eşiktir

