DİRİLİŞ MEKTUBU

Oleh: Haydar Murad Hepsev
06 Ocak 2012

Diriliş Mektubunun Aslı

 

 

DİRİLİŞ MEKTUBU

 

Muhterem Beyefendi,

Bu mektup, büyük bir haksızlığın giderilmesine küçük bir yardım yapmak maksadıyla kaleme alındı. Haksızlık karşısında susan birisi olmayı kabullenemedi; elimde ancak bu imkân vardı, bunu da kullanmaktan geri kalmak istemedim. Şunu da hemen kaydetmeliyim ki bu yazı tamamen şahsi ve ferdi bir niyet ve çabanın ürünü olmaktan başka hiçbir şey değildir.

Mektubun ana çerçevesini hemen söylemekte yarar var: Bilindiği gibi, Diriliş Partisi 1990 yılının başında kurulmuş bir partidir. 30 senelik bir fikir, inanç ve aydın hareketinin akabinde, imkân ve şartlarında olgunlaşması ile bu hareket, partisi de kurmuştur. Yalnız, ülkemiz, milletimiz ve devletimizin ana ve önemli meselelerine gerçekten köklü çözümler önermesine rağmen maalesef basın ve yayın dünyamızda gerekli yerini almamıştır. Bu durum ülkemiz ve siyasetimiz için büyük bir talihsizliktir. Medya, Diriliş Partisi’ne arkasını dönmüştür. Diyelim ki boyalı ve boyacı basın yer vermemekte, kendi dünya görüşleri açısından haklıdırlar. Fakat İslam ve sağ iddialı basının daha Diriliş’e yer vermemesi, ondan bahsetmemesi, partinin köklü ve temelli çözüm önerilerini gündeme getirmemesi gerçekten üzücüdür.

Aşağıda bir kısım görüş ve önerilerden kısaca bahsedeceğimiz Diriliş Partisi’nin basın ve yayın organlarımızda yer alması ise ülkemiz ve milletimiz için gereklidir, şarttır, elzemdir. Buradan hareketle bu mektup; bir hatırlatma, görünmeyen bazı noktaların belirtilmesi, bilinmeyen bazı noktalara dikkat çekmesi gayesiyle yazıldı.

1. Diriliş Partisinin kurulduğu günden bu yana; çeşitli il ve ilçelerde açtığı teşkilatların haberleri, yayınladığı basın bildirileri, Genel Başkan Sezai Karakoç’un yaptığı konuşma, konferans ve açıklamalar sağ ve İslam iddialı basın ve yayın organlarında yer almamıştır. (Büyüklüğüne ve küçüklüğüne, görüşlerinin kıymetine bakılmaksızın) diğer birçok parti ve grubun haber ve tanıtımı yapıldığı halde Diriliş Partisi’ne de böyle bir imkânın verilmemesi haksızlıktır.)

2. Diriliş Partisi Genel Başkanı Sezai Karakoç’un iki seneyi aşkın bir süre, partinin İstanbul İl Merkezinde (Genç Türk Cad. Onsekiz Sekbanlar Sok. Sekban B Apt. No:22\24 \3 Şehzadebaşı \İST.) yaptığı sohbetler sağ basında maalesef bir yankı uyandırmamıştır. Herkese ve her kesime açık olan, ilim ve siyaset dünyamızın yakından tanıdığı birçok şahsın da zaman zaman iştirak ettiği; her türlü konunun, bilhassa gündemle ilgili mevzuların enine boyuna işlendiği, tartışıldığı bu sohbetler, halkımız arasında oldukça geniş bir etki ve yankı uyandırdığı halde basılı, sözlü ve görüntülü yayın organlarına aksetmemiştir. [Birçok yazar, siyaset adamı ve akademisyenlerin bu sohbetlerde konuşulan her türlü konudan yararlandığı, hatta bazen tıpa tıp aynısı (isim ve kaynak belirtmeksizin) söylediği ve yazdığı da ayrıca söylemek isterim.]

Sezai Bey ve talebeleri Elaziz Konferansından önce Harput'ta (1994; H.Hepsev arşivi)

3. Diriliş Partisi Genel Başkanı Sezai Karakoç, önce Azerbaycan sonra da Bosna’daki yüzyılımızın en amansız zulmünün durdurulabilmesi için çözüm önerilerini iki ayrı basın bildirisi halinde medyanın ilgisine sunmuştu. Basınımızda yer verilmeyen bu bildirinin muhtevası, bir başka partinin (Refah) lideri tarafından (altı ay sonra, aynen ve sanki kendi buluşuymuş gibi) meclis kürsüsünden söylenmiş ve bu konuşma televizyonlar tarafından yayınlanmıştır. Bu husus, hiçbir kimse tarafından görülmemiş, söylenmemiş ve yayınlanmamıştır. (Ayrıca Sezai Karakoç’un 1968’de yayınladığı gazete makalelerinden oluşan ve 1969’da Sur adı altında kitaplaştırdığı yazılarında ilk defa olarak gündeme getirilen İslam Ortak Pazarı, İslam Birleşmiş Milletleri, İslam Parası vb. gibi birçok önemli konular, yukarıda adı geçen parti ve lideri tarafından yıllardır söylenmekte; alındığı yer ve kişiden bahsedilmemektedir.)

4. Diriliş Partisi Programının (Ankara 1990, s.6) 24. maddesinde şöyle denmektedir;

“Madde 24- Devlet başkanının halk tarafından seçilmesi ve yürütülmesinin ona bağlı olması esası getirilerek, başkanlık sistemine gidilmesine çalışılacaktır. Devlet başkanının üç yardımcısı olacak, birini, kendisi doğrudan seçecek, diğer ikisini meclis ve yüksek yargı kurulunun önerdiği üç kişi içinden seçecektir. Kendi seçtiği yardımcı, yürütme işlerine bakacak, yüksek yargı kurulunun önerdiği kişiler içinden seçilen yardımcı yargı ile başkanlık arasındaki ilişkiyi sağlayacak, aynı şekilde üçüncüsü de meclisle başkan arasında ilişkiyi sürdürecektir.”

Önerilen bu sistem VIII. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın başkanlık sistemi teklifinden de çok önce yayınlanmıştır. 1993’de kurulan bir parti (Yeni Parti) bu hususu, parti programına almış ve “ Programında başkanlık sistemi olan tek parti” olma iddiasını rahatlıkla sarf edebilmiştir. Sağ ve İslam iddialı basın ve yayın organlarımız bu hususu da görememişlerdir. Hâlbuki Diriliş Partisi’nin programında yeni ve köklü bir biçimde ele alınan bu hususun en azından tartışılması gerekirdi.

5. Sezai Karakoç, Diriliş Dergisi’nde daha 1966’larda, İstanbul’un Başkent, Ankara’nın ise üniversiteler kenti olmasını teklif etmişti. Diriliş Partisi’nin kuruluşundan sonra, memleketin karşı karşıya bulunduğu sorunların çözümlerini söylerken, bir dizi öneriyle beraber bu hususu da yeniden gündeme getirdi. Fakat (Cemaleddin Kaplan, Hasan Mezarcı gibi) bazı ağızlardan yalan yanlış tekrar edilen bu önerinin sahibini de yine kimse görmedi. 1966’da teklif edilmesine ve zaman içinde tekrarlanmasına rağmen, aydınımızın bu meseleden haberdar olmaması veya olsa bile gündeme getirmemesi üzücü bir hadisedir. Ülkemizin ve milletimizin esas ve asıl konularıyla uğraşacağına, ilgisiz mevzularla oyalanan aydınımızın, böylesine odak konulardan habersiz olmasını memleketimiz açısından kayıp sayıyorum.

6. Denilebilir ki son zamanlarda Sezai Karakoç çeşitli dergilerde gündeme gelmiştir. Evet, doğrudur. Lakin Sezai Karakoç’un sadece şair olarak gösterilmeye çalışılması, özellikle sanat ve edebiyat yönünün vurgulanması doğru bir görüş değildir. Onun sanat yanı kadar ve hatta daha güçlü olan dava ve fikir adamlığı yönünü görmemek büyük bir eksikliktir. Eserleri ve etkisi ortadadır. Ayrıca siyaset adamı olma hususunun da gözden kaçırılmaması gerekmektedir. Ülkemizin bilgili, aydın, meselelerin çözümünü tarihten alıp günün ve dünyanın şartlarını çok iyi tahlil ederek köklü ve yararlı öneriler getirebilen politikacılara, hele bugünümüzde, büyük ihtiyacı vardır; Sezai Karakoç da bunlardan biri ve belki de birincisidir.

Daha birçok önemli konuda, Diriliş Partisi’nin, gerçekten değerli, isabetli, temelli ve köklü teşhis ve çözümleri vardır. Bu mektup çerçevesinde birkaç çarpıcı örnek vermek istedim. Diğerlerini de yazsam bir kitapçık kaleme almam gerekebilirdi. Fakat buna lüzum görmedim. Bir mektup çerçevesinde küçük bir hatırlatma yapmak istedim. İslam ve sağ iddialı basınımızdan, şahıs olarak temennim şudur ki;

Karşı karşıya olduğu amansız problemler karşısında, tıkanma ve çözümsüzlükler içinde bunalan ülkemizin iç ve dış siyasetine bakış açısı farklı olan, tarihi-sosyolojik bir dünya görüşü ile yeni ve köklü bir şekilde yaklaşan, her mesele hakkında derinlemesine yapıcı teklifleri bulunan Diriliş Partisi’ne bundan sonra gereken önem ve değer verilsin. Fikir ve görüşleri basın ve yayınımızda yer alsın, çözüm önerileri en azından tanıtılıp tartışılmaya açılsın.

Ülkemizin Diriliş Partisi’ne gerçekten ihtiyacı vardır ve bu ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır.

Saygılarımla.

Haydar HEPSEV

_______________________________________________________________

*Metnin aslında (arşivimdedir) şu iki not yer alıyor: “1. Bu mektup tamamen şahsi bir niyet ve arzu ile yazılmıştır. 2. Bu mektup, sağ ve İslam iddialı bütün gazete, dergi, radyo ve televizyonlara, yazar ve yazı işleri müdürlerine gönderilmiştir. Edebiyat ve sanat dergilerine gönderilmesi, bilgilendirme maksadıyladır.

Yukarıda söylendiği gibi mektup, o dönemdeki İslam ve sağ iddialı basın ve yayın organlarına, köşe yazarlarına gönderilmiştir. Beklenen Vakit Gazetesi’nden Yılmaz Yalçıner (13 Nisan 1994, s.7) yazıyı köşesinde yayınlamıştır. Birçok gazete ve dergi de mektuptan kısaca bahsetmişlerdir.

Sezai Karakoç’un İstanbul, Gebze, Adapazarı, Bursa ve diğer yerlerde yaptığı bazı konuşmalar, tarafımdan haber haline getirilip İslam ve sağ iddialı medyaya faks ile gönderiliyordu; bunların çoğu (isimsiz olarak) yayınlanmıştır (msl. 15.05.1994 tarihli Beklenen Vakit’in yedinci sayfasında yayınlanan “Karakoç: Bu düşüşten ancak büyük bir kalkışla çıkabiliriz” başlıklı haber; aynı haber 12.05.1994 günü Samanyolu Televizyonu akşam haberlerinde okunmuştur.)

Parti, 2007’de “Yüce Diriliş Partisi” adıyla yeniden kuruldu. Genel Başkan Sezai Karakoç, partinin Aksaray’daki İstanbul İl Merkezi’nde cumartesi geceleri konuşma yapmakta ve bunlar www.yucedirilispartisi.org adresinde görüntülü olarak yayınlanmaktadır.

Hiçbir zaman partici olmayan bu satırların yazarının Diriliş için bazı çalışmalar içinde bulunmuş olması, bir İslam mütefekkirini dolayısıyla İslam davasını âcizane desteklemesi anlamındadır. Eğer rahmetli Üstad Necib Fazıl zamanında olsaydım onu desteklerdim. Aynı şekilde merhum Üstad Bediüzzaman Said Nursî’yi ve merhum Mehmed Akif’i desteklemekten çekinmezdim. Şunu da hemen söyleyeyim bu dört mühim şahsiyet; İslam’ı fikir, sanat ve cihad bakımlarından temsil etmiş ve eser sahibi ulu kişilerdir; birbirinden ayırmamak lazımdır. Asıl ulu olansa İslam’dır; onları ulu yapan da elbette ki bu kutlu davadır, bu davaya yaptıkları hizmetlerdir.

Basınımız, aydınlarımız ve gençlerimiz güncelin ve gündemin, maalesef, etkisi altında kalmakta ve köklü çabaların içine girmemektedirler. Onun için yukarıdaki mektubun yenilerini yazacak, davayı sağlam tutacak, bilinç ve özveri sahibi olan, girişimci ve atılgan erlere yani gençlere ihtiyacımız vardır. Onlar uyanır, çalışır ve köklü girişimlerde bulunurlarsa, her şey, değişecektir; Allah’ın izni ve yardımı ile…

 

/// Bu yazı, ilk defa (Aralık 2011′de sitemiz yeniden yapılandırılmadan önce) 15 Şubat 2008’de yucedevlet.com’a eklenmiştir.

 

Etiketler: , , , , ,

Kategori: Açık Mektuplar | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.