DEVLETİ DÜŞÜNMEK, DEVLETLE DÜŞÜNMEK

Oleh: Haydar Murad Hepsev
10 Mart 2012

 

DEVLETİ DÜŞÜNMEK, DEVLETLE DÜŞÜNMEK

 

Devlet üzerine düşünmek önemlidir. Bir toplumun en üst organizasyonu olarak devlet, en küçüğünden en büyüğüne kadar herkese ulaşan ve çerçeveleyen bir kurumdur. Lakin devleti doğru anlamak lazımdır, çünkü devlet olduğu gibi duran bir kurum (ya da kurumlar topluluğu) değildir. İnsana ait olan her şey gibi devlet de değişmeye ve gelişmeye tabidir.

Devletin Kur’an-ı Kerim’deki anlamı “gücün ve malın elden ele geçmesi”dir. Batı dillerindeki “state” kelimesinin sözlük manası “hal, durum, vaziyet”tir. Devlete verilen ilk tanımlama ya da sözlük karşılıkları dahi, devleti sadece şekil, dış yapı veya kurum olarak görenlerin fikirlerini çürütmeye yetiyor. Devlet bir sürekliliktir, evet, lakin anlayış, düşünce ve yaklaşım tarzlarının farklılaşmasıyla değişen bir devamlılıktır. Zamanın ve şartların değişmesi ile yenilenen bir süreklilik. Zaten eğer değişemiyor ve yenilenemiyorsa bir devletin uzun süre yaşaması mümkün değildir. Ve bu, dünya tarihinin değişmez bir kaziyyesi, yüzlerce örneği olan bir kaidesidir. Zamana bağlı olarak insanların değişen talep ve ihtiyaçlarının, dünyanın temelinde olan rekabet ve çekişmenin, büyük hadiselerin yüksek geriliminin zorlaması ile devlet de değişir; hem devlet olma düşünce ve anlayışları farklılaşır hem de devlete ait şekil ve kurumlar başkalaşım geçirir. Devleti devlet yapan aynı zamanda gerçek ve kuvvetli yöneticilerdir; onların güçlü etkileri de devleti değiştirir. Mutlakıyet, meşrutiyet, cumhuriyet, monarşi, demokrasi vb. yönetim biçimlerinin zaman içinde gelişmesi ve hâkim olmasıyla da devletler bir başka değişim daha geçirirler.

Devlet, insanlık tarihinde hep var olmuştur. Fetret, anarşi, keşmekeş dönemleri olmuştur ama devlet hep var olmuştur. İlkel zamanlarda devletin bulunmadığı fikri de doğruyu ifade etmemektedir. Devletin tek bir şekli yoktur. Asıl anlamıyla devlet, toplumların gücünün kurumlar ve şahıslarca kullanılması, millete ait malların dağılım ve paylaşımlarının belirlenmesidir. Bu konuda verilebilecek en güzel örnek –yine ve hâlâ- ailedir ve aile de en küçük devlettir. Âdem babamız ve Havva anamızdan yani dünyanın başlangıcından beri aile hep var olagelmiştir. İnsanlar, yaşama ve varlıklarını devam ettirme duygusuyla doğadan, hayvanlardan ve diğer insanlardan korunmak için birlikte hareket etme ihtiyacı duymuşlardır. Böylelikle güçlerini birleştirmek ve beraber hareket edebilmek için şekiller bulmuşlardır; işte bu şekillerden devlet oluşmuştur. Ailenin giderek genişlemesi yeni ihtiyaçlar, bunlar yeni kurum ve kuruluşlar doğurmuş ve uzun asırlar içinde devlet tekâmül etmiştir.

Devletin fazla ileriye gittiği zamanlar vardır, geri kaldığı dönemler vardır. Bu iki aşırılık tabii ki adaletin ve dolayısıyla toplumunun huzurunun bozulmasıyla neticelenir. Dahası, devletin varlık ve meşruiyetini tartışılır hale getirir. Terazinin diğer kefesi için şunu da ilave etmek gerekir: Devletin de tam bir ölçü tutturması son derece zordur. Burada millet ve devlet uyumu devreye girmektedir. Ölçünün tutması için devlet çok dikkatli, hassas ve dengeli olmalı; millet de uyarı görevini, tepki ve itiraz hakkını gerektiği gibi kullanmalıdır.

İnsan yaradılmışların en gelişmişi ve en karmaşığıdır. Devlet de onun kadar gelişkin, onun kadar boyutlu ve karmaşıktır. Onun için tarihin sadece bir bölümüne bakarak tanımlama çalışması yapmak da yanıltıcıdır. Ya da devletin bugünkü durumuyla bütün bir dünya ve insanlık tarihine şudur veya budur diyemeyiz. Konuyu temeline inerek ve hemen her cephesinden bakmaya çalışarak ele almak, en geçerli metottur.

Türkçede Devlet

Ruh, dil ile yansıtılır; milletin özü, lisan ile dışa vurulur. Milletlerin önem ve değer verdiği kavramlar böylelikle kelimelere dökülür. Kelimeler, deyimler ve atasözleriyle bir millet ne yönde olduğunu, neye özlem duyduğunu, neyi yapmak istediğini açıkça ifade eder aslında. Onun için devlet kelimesinin Türkçedeki yerine bir göz atalım. En iyi sözlüklerimizden olan Şemseddin Sami’nin Kaamus-ı Türkî’sinde şu karşılıklar var: “1. baht, tali’, saadet. 2. nimet, mevki, servet. 3. müstakillen idare olunan hükümet ve ülkesi. 4. hükümet süren sülale.”

(Yazının devamı Haydar Murad HEPSEV’in Medeniyet Millet Devlet Birlik (Yüce Devlet Dergisi ve Yayınevi, İstanbul, Kasım 2010) kitabındadır.)

 

/// 28 Şubat 2008 tarihinde yucedevlet.com’a eklenen bu yazı, sitemiz yeniden yapılandırılmadan (Aralık 2011′den) önce 1051 kez okunmuştu.

 

Etiketler: , , , ,

Kategori: Fikir Yazıları | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.