Dergimiz ve Sitemiz Hakkında / Haziran 2008

Oleh: Haydar Murad Hepsev
10 Ocak 2012

 

 

OKUYUCULARLA SÖYLEŞİ

 

“Yüce Devlet Çökmeyecek”

Derginin 1 Ocak 1996 tarihli 6. ve son sayısında “Yüce Devlet Çökmeyecek” başlıklı bir söyleşimiz olmuştu değerli okurlarımızla. Yüce Devlet’in yeniden yayınlanması ve okuyucularımızla yeniden söyleşi yapabilmemizden ötürü Rabbimiz hazretlerine sonsuz hamd ü senalar ediyoruz.

1996’da ara vermek zorunda kalmıştık, 2007’de yucedevlet.com olarak yeniden çıktık karşınıza. Siteyi “Dergide yer alan konuların giderek daha fazla önem kazanmasına binaen; dergi, gazete ve kitaplarda yer alan yazıların yeniden ele alınması ve Yüce Devlet idealinin yeniden ifade edilebilmesi için” kurduk, dedik. Dokuz aydır birlikteyiz, devamını ve tamamını Rabbimizden niyaz ediyoruz.

Yeniden dergi çıkarmak çok zordu, kitap çıkarmak da. İnternet ise kolay ve ucuz bir iletişim aracı olarak önümüzdeydi, dostlarımız hatta çok önceleri bize önermişti; biz de birkaç sene önce alan adı (domain name) almıştık ama işlerimizin yoğunluğundan siteyi kurmamıştık. Bu sefer kurduk ve devam ediyoruz.

Farklı bir iletişim aracı internet. Bir yanıyla somut değilmiş izlenimi veriyor (herhalde bu yüzden sanal âlem tabiri kullanılıyor); diğer yandan bir tıkla hedef kitlenize ulaşabiliyorsunuz. Bir yanıyla sizi tatmin etmiyor, diğer yandan bu imkân büyük bir açılım sağlıyor.

Mayıs 2008’e kadar derginin simge başlığı (logo) ve sloganı ile karşınızdaydık. Simgemizi değiştirdik ve sloganımızı “Birliğin Devleti, Milletin Medeniyeti için…” diyerek yeniledik; içeriğimizi de “Düşünce, kültür, siyaset, sanat ve edebiyat sitesi” olarak ilan ettik. Derginin 1 Ekim 1995 tarihli 2. sayısındaki Okuyucularla Söyleşi kısmında “Din, millet, medeniyet ve devlet kurumlarının birbirinden ayrılması mümkün değildir. Bunlar bir bütündürler ve aslında ayrılamazlar. Ayırmak isteyenler bizi cüceleştirmek ve yok etmek isteyenlerdir.” demiştik, yine aynısını söylüyoruz. Dergi ile sitenin gayesi birdir, hedefleri aynıdır; yöntem biraz değişmiştir.

Bir kültür ve medeniyet hamlesi yapıyoruz. Bütüncülük ilkesiyle hareket ediyoruz. Tefekkürün ve ifadenin bir var oluş çabası olduğunu düşünüyoruz. Yazmak yetmez, yaşamak ve mücadele etmek gerekir. Yüce Devlet’in anlamı ve özeti budur.

Dergide ve kitaplarımızda yayınladıklarımızı yeniden ele aldık, gözden geçirdik; eledik, eklemeler yaptık, sitede yeniden yayınladık. Konular, 200 yüzyıllık maceramızın değişmez konularıydı, insanlara yeniden ulaşmasında fayda vardı, biz de ulaştırmaya çalıştık, umarız yararlı olmuştur, olacaktır.

Bir kısım okurlarımız, hep eskileri yayınlıyorsunuz, dediler. Bu, doğruydu ama aradaki bazı yeni yazıları pek fark etmediler. Yüce Devlet Dergisi, bereketliydi, oradaki yazılardan hâlâ siteye koyamadıklarımız var; lakin son yazıların yeni olduğunu ve ilk defa sitemizde yayınlandığını, sanıyorum görmüşlerdir. Alıntılar yaptık, lakin yorumlarımızı da ilave ettik. Kitap tanıtımları da yaptık. Yazmak ve yaşamak ve yürümek bitmez, can tende durduğu müddetçe, inşaallah.

Dergi yazarlarından Hayreddin MERAL, A. İlyas ÇÖLLÜ, İskender TÜRE, Savaş KILIÇ, Fatih POYRAZ’a Serkan BİLGE  katıldı; hepsine teşekkür ediyoruz. Sitemizin teknik çalışmaları Serdar AVCI Bey tarafından yürütüldü; kendisine özverili ve gönüllü desteklerinden ötürü teşekkürü bir borç biliyoruz. Markum.net de isteklerimizi her zaman kısa sürede yerine getirdi, onlara da ayrıca teşekkür ediyoruz.

Yazıların tanıtımını, iletiler göndererek yapmaya çalıştık. Tanıtım çok önemli hatta yazıları yayınlamak kadar önemli; bu konuda alacağımız mesafeler var. (Bura Derneği, www.bura.org.tr sitesinde bizi tanıttı, kendilerine yeniden teşekkür ediyoruz. Bazı siteler, bizden izin alarak alıntı yaptılar, onlara da teşekkür ediyoruz.) Yorum köşesini açamıyoruz, bu çalışmayı yürütecek yeterli vaktimiz yok. Okuyucularımıza okur dostlarımıza da teşekkür ediyoruz, onların kuvvetli desteğini hissediyoruz, eleştiri ve önerilerinden güç alıyoruz.

 

Gerilimli ve Kaypak Bir Dönemin İçinde

 

Derginin 16 Ekim 1995 tarihli 3. sayısındaki Okuyucularla Söyleşi’de “Gerilimli ve Kaypak Bir Dönemin Eşiğinde” başlıklı yazıda şu ifadeler vardı: “60’lı yılların belirsizliği ve kaypaklığı 70’li yıllarda yaşanan anarşi dönemini; 70’li senelerde geçen gerilimli ve bunalımlı zamanlar 80’li ve 90’lı yıllarda başımıza bela olan PKK terörü ve Güneydoğu meselesinin doğuşuna zemin hazırladı ve hatta derinleştiricisi oldu. Şimdi yaşanacak olan bu gerilimli ve kaypak dönemin çok daha büyük bela, sıkıntı ve azaplara gebe olmasından korkuyorum.” Bunu görmek ve söylemek zor değildi, 28 Şubat karanlığının ilk grilikleri belirmişti çünkü.

Şimdi tekrar böyle bir dönemin içindeyiz. Bu durumu “Yine kötü bir oyun sahneleniyor gözümüzün önünde. Kirli, haysiyetsiz, kötü, iğrenç bir tiyatro. Artık göstere göstere yapıyorlar; alay ederek, pis pis sırıtarak. Şuna ya da buna değil doğrudan millete karşı yapıyorlar.” cümleleriyle özetledik ve “Yaptığımız Hiçbir Şey Boşa Gitmeyecek” dedik.

Evet, zor bir dönemden geçiyoruz. Lakin bu da geçecek. Önemli olan, bizim nerede ve nasıl durduğumuzdur. Hayır! Nerede ve nasıl çalıştığımızdır. Küçük ya da büyük demeden, önemli veya önemsiz demeden hizmetlere dört elle yapışmamızdır. Elbette ki hitap önce kendimizedir. Geride kaldım, önde gittim dememek gerek. Duymadılar, görmediler, söylemediler diye düşünmemek lazım. Çalışmak ve çalışmak… Yürümek, gayret etmek… Sahip çıkmak, değerlerimize namahrem eli değdirmemek…

O zaman vecd ile bin secde eder varsa taşım

 

Haziran 2008
Haydar Murad HEPSEV
Yüce Devlet Hadimi

 

 

Etiketler: , ,

Kategori: Dergimiz ve Sitemiz | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.