CEMAATLER, ADALET ve SİYASET HAKKINDA

Oleh: Haydar Murad Hepsev
06 Mart 2012

 

CEMAATLER, ADALET ve SİYASET HAKKINDA

 

İnsanoğlu; güçlü şahsiyetlere, gruplara ve cemaatlere bağlı olmaya eğilimlidir. Çünkü yaradılış böyledir. Rabbimiz de Peygamberler aracılığıyla diğer insanlara kendi emir ve yasaklarını iletmiştir. Peygamberler de, deyim yerindeyse, inananlardan bir kadro yani cemaat kurmuşlar ve dinlerini bu şekilde yaymışlardır. (Aslında cemaat, aynı dinden olan insanların oluşturduğu topluluk anlamına gelir.) İnsanlar birçok bakımlardan bir araya gelir ve birçok bakımlardan ayrılırlar. Parti, grup veya cemaatler de, hem bir araya gelmenin hem de ayrılmanın ifadesidir. Bir araya gelmek; din veya ideale hizmet etmek, baskı ve zulümden kurtulmak, diğer insanlardan (düşmandan) korunmak, menfaat için olur; böylelikle yeni bir insan topluluğu doğar. Diğer insanlardan farklı bir düşünce, tavır ve yaşayış ortaya konulduğu için, bu yeni grup, aynı zamanda bir ayrılma eylemi yapmış olur.

Evet, grup, parti veya cemaat olmak tamamen beşeri ve tabii bir eylemdir. Ferdin kendini bir grup veya topluluk içinde idrak ve ifade etmesi normaldir. Yalnız toplumların sağlıksız zamanlarında, fetret devirlerinde bu durum bambaşka bir hale dönüşmektedir. Şahıslar, partiler ve gruplar putlaştırılmaktadır ki insanoğlunun en vahim hatalarındandır. Bir şahsın her şeyi çözeceği, kötü olan her şeyi halledeceği boş inancını insanlara aşılamakta ve birey olgusunu yok etmektedir.

Mensup bulunulan grup veya parti ya da cemaati her şeyin üstünde görmek ise toplum ve devlet organizasyonlarını bozmak anlamına gelir. Şahısların etrafında toplanma veya parti ya da grup veya cemaat, alt düzey organizasyonlardır ve devlet, millet ve medeniyeti ifade edemezler. Devlet bir toplumun en üst organizasyonudur ve kesinlikle şahıslar veya gruplarla kaim değildir. Lakin eğer devlet, bir takım şahıs veya grupların gereğinden fazla büyümesini önleyemiyorsa zayıflamış demektir. Fakat zayıfladığı halde devlet bazı şahıs, grup veya odaklarla iş birliği veya pazarlık için bulunma zilletine düşmüşse durum iyice vahimdir. Devletin kendisi zayıflamış, bir takım alt birimler devletçilik oynamaya başlamıştır. Bu çok açıkça görülmez, dolayısıyla meydana getirdiği bozukluk ve hatta zulüm bile çok açıktan hissedilmemektedir.

(Yazının devamı Haydar Murad HEPSEV’in Medeniyet Millet Devlet Birlik (Yüce Devlet Dergisi ve Yayınevi, İstanbul, Kasım 2010) kitabındadır.)

 

Etiketler: , , , ,

Kategori: Fikir Yazıları | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.