BİLGİYE YAKLAŞIM YA DA NİTELİKLİ BİLGİ

Oleh: Haydar Murad Hepsev
22 Ocak 2012

 

BİLGİYE YAKLAŞIM YA DA NİTELİKLİ BİLGİ

 

Prof. Dr. Mehmet Canatar (1)

 Bilgi türlerinin ve veritabanlarının olağanüstü bir hızla artış gösterdiği ve yer yer kafa karıştırıcı bir özellik taşımaya başladığı günümüzde, bilginin ve verilerin bir takım aşamalardan ve süzgeçlerden geçirilerek nitelikli(2) bilgiye dönüştürülmesi ve bu özelliğiyle kullanılması ön plana çıkmaktadır. Bu ise kişilerin, devletlerin, resmi ve özel kuruluşların, yalnızca verilere değil, verilerin birinci derecede işlenmiş hali demek olan bilgiye ve onun yeniden düzenlenmiş biçimi olan ve kendisine dayanılmak suretiyle karar almayı sağlayacak olan nitelikli bilgiye ihtiyaç duyması ve kullanması demektir. Özellikle iş hayatında görüldüğü üzere, rekabetin eskiye nazaran kat be kat artış göstermesi, değişen dünya şartlarında ayakta kalabilmek ve başarılı olabilmek için nitelikli bilgiye olan ihtiyacı zorunlu kılmaktadır. Bu nitelikli bilgi ile daha hızlı ve etkin karar alabilme söz konusu olmakta ve doğru zamanda doğru yerde doğru iş yapmayı ve müspet sonuç almayı beraberinde getirmektedir.

İnternet ve bilişim sistemlerindeki gelişmeler, teknolojik atılımlar yeni pek çok bilgi türünün ortaya çıkmasını sağlamakla kalmamış bir veri ve bilgi karmaşasını gündeme taşımıştır. Bilginin niteliği, ancak doğru, yararlı, yerinde ve kullanılabilir bir bilgi olmasıyla bir anlam ifade eder. Aksi takdirde insanların zihnini bulandıran bir ifade ve veri yığınıdır. Hatta kullanımını doğru bulmadığım halde “bilgi kirliliği” kavramını, neredeyse kaçınılmaz kılan bir vasata sürükler. Aslında bilgi ve kirlilik kelimeleri hiç de yan yana getirilemeyecek ya da getirilmesi düşünülemeyecek şeylerdir. Ne yazık ki insanoğlu çevre ve kirlilik kelimelerini bir araya getirerek ve gereğini yaparak! “çevre kirliliği” kavramını icat edebilmiştir. Keza bir kısım insanlar da, bilgi ve kirlilik kelimeleri için de aynı tezgâhı kurmaya azmetmiş görünüyor.

Bu görüntü, esasında bilgi çeşitliliğini doğrudan kullanabilen ve takip eden gençliğimizi hedeflemiş oluyor. Şöyle ki orta yaş düzeyindeki insanların çeşitli imkânsızlıklarla kullanamamış olduğu ya da belli bir yaştan sonra uyum sağlayamayacağı endişesiyle uzak durduğu bir teknoloji harikası olan iletişim araçları ve onların sağladığı veriler, bilgiler ve haberler, onları değil çocuklarını ve torunlarını doğrudan etkisi altına almaktadır. O halde temel problem, yetişmekte olan genç neslin “sahih bilgi” olarak da nitelendirebileceğimiz “nitelikli bilgi” ile buluşmasını ve geleceğini bu bilgi üzerine inşa etmesini sağlamak olmalıdır.

Maalesef bilgi teknolojileri, kimi süfli düşünce sahibi insan kılıklı ancak insanlık ve erdemden nasipsiz varlıkların siyasi, sosyal, ticari, hukuki bir takım kazanımlar elde etmesinin veya kişi, devlet ve kuruluşları yanlış istikametlere yönlendirmek suretiyle suyu bulandırarak menfaat devşirmesinin aracı olarak da kullanılmaktadır. Bu zihniyet sahipleri hızla gelişen bilgi ortamları karşısında, gelişmeleri oldukça vasat düzeyde, yavaş veya oldukça geriden takip eden hukuki ve idari düzenlemelerin boşluklarından da yararlanarak kendilerini sütten çıkmış ak kaşık mesabesinde görmekten de geri durmayabilmektedir. Sosyal bir varlık olan insanın yaradılışında mevcut olan iyi ve kötü özelliklerden ikincisini kullanmadaki ısrarı, aynı türdeki “iyi” niteliğini taşıyan insanların da kısmen karşı istikamete doğru sürüklenmesine yol açabilmektedir.

Yapılacak şey kanaatimce gayet basittir. Bu herkesçe kolaylıkla anlaşılabilecek hususu Efendimiz (s.a.s.) “Faydasız ilimden Allah’a sığınırım” hadisi ile gayet açık bir şekilde ortaya koymuştur. Buradaki “faydasız” kelimesini “niteliksiz bilgi” şeklinde yorumlamak hiç de aykırı bir değerlendirme olmayacaktır. O halde öncelikle bilgiyi düzenlemek ve nitelemek durumunda olan bilgi profesyonelleri, kendilerini bilginin “niteliği” hususuna yoğunlaştırarak, mesleki birikimlerini ahlaki anlamda tam manasıyla yerine getirmeye çalışmak durumundadırlar. Bu ise tonlarca toprak içerisinden bir gram ya da bir kilogram altın çıkarmak veya koca bir dağdan kömür yığınları içerisinden çok kıymetli bir taş çıkarmakla mukayese edilebilir. Daha sonraki aşama ise aslında “her koyun kendi bacağından asılır” darbımeselinden hareketle düzenlenebilir. Yani “bilgiye bilinçli yaklaşım” ilkesi ile bilgi edinmeye çalışmayı itiyat haline getirmekle ve her bir bireyin sorumlu hareket etmesi; iyi ve doğruyu kötü ve yanlıştan ayırma donanımını elde edip bunu hayatta karşısına çıkan pek çok hususta bilinçle uygulaması şeklinde gerçekleşebilir.

İslami gelenek dikkate alınarak söylenecek olursa “Bir mümin bir yılan deliğinden iki defa üst üste sokulmaz” hadisinde görüleceği üzere “nitelikli bilgi”yi bir dereceye kadar, bilgiyi ya da haberi bizlere sunanların veya kendi düşünce ve yorumlarını katanların niteliklerine dikkat etmekle de sınayabiliriz. Bu ise, bilgi arayıcısının kendisine sunulan veri, bilgi ya da habere araştırıp dikkat nazarıyla yaklaşmasını gerekli kılar. Böyle bir yaklaşım nitelikli bilgiye erişime de istikamet verir. Kısacası Yunus’un “ilim; ilim bilmektir ilim, kendin bilmektir” ifadesinde olduğu gibi bilgi, kendisini bize sunanın kendini bilip bilmemesiyle de ölçülmesi gereken bir değer olarak karşımıza çıkmaktadır.

______________________

 

(1) İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’ndedir.

(2) Nitelikli dolandırıcılık, nitelikli yağma, nitelikli soygun, nitelikli eleman, nitelikli insan, nitelikli işgücü gibi birçok kullanımına rastladığımız “nitelikli” kelimesi ne var ki kimi yerlerdeki kullanımıyla kafa karıştırıcı özellik taşımaktadır. Nitekim hukuk metinlerinde gördüğümüz üzere “silahlı, çete halinde, birden çok kişiyle” işlenme gibi bir kapsamda “olumsuz” bir anlamda kullanılmaktadır.  Öte yandan nitelikli ifadesinin olumlu bir yaklaşımla “değerli, doğru, kaliteli” gibi anlamlarda kullanımına ise daha ziyade rastlanmaktadır. Bizim kullanım istikametimiz “olumlu”dur.

 

/// Prof. Dr. Mehmet Canatar’ın bu yazısı, Yüce Devlet Dergisi’nde (1 Eylül 2009, 1. sayı) yayınlanmıştır.

Etiketler: , , ,

Kategori: Fikir Yazıları | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.