PUTHANE ve İBRAHİM PEYGAMBER

Oleh: Haydar Murad Hepsev
15 Ocak 2012

 

PUTHANE ve İBRAHİM PEYGAMBER

 

Bismillahirrahmanirrahim

Elhamdu lillahi rabbilalemin, vessalatu vesselamu ala rasulina muhammedin ve alihi ve sahbihi ecmain.

Kur’an-ı Kerim’in Enbiya Suresi’ndeki şu ayetleri yeniden okuyalım:

51.       Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.

52.       Hani o, babasına ve kavmine, “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti.

53.       “Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler.

54.       İbrahim, “Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi.

55.       “Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler.

56.       İbrahim, dedi ki: “Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim.”

57.       Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.

58.       Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.

59.       Onlar, “Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir” dediler.

60.       (İçlerinden bazıları), “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler.

61.       (Bir kısmı da) “O hâlde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler.

62.       (İbrahim gelince) “Sen mi yaptın bunu ilâhlarımıza ey İbrahim” dediler.

63.       Dedi ki: “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!”

64.       Bunun üzerine birbirlerine dönüp, “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler.

65.       Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, “Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler.

66.       İbrahim, şöyle dedi: “Öyle ise siz, (hâlâ) Allah’ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?”

67.       “Yazıklar olsun, size de; Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?”

68.       (İçlerinden bazıları), “Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilâhlarınıza yardım edin” dediler.

69.       “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik.

70.       Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük.”

Bu kıssa ile Rabbimiz bize Hz. İbrahim aleyhisselama taraf olarak hakkın yanında durmamızı, batıla meydan okumamızı emrediyor.  Hz. İbrahim’in, yalnızlığı ve zahiri güçsüzlüğüne rağmen, neticede selamete çıkması, ekseriyette olan ve güç sahibi olan batıl ehlinin neticede zararlı çıkması bizim için bir yol işaretidir.

Son yüzyılda teşekkül etmiş Yahudi-Hıristiyan ittifakı batılın tarafı iken, 51. ayette belirtildiği gibi doğruyu yanlıştan ayırabilen ya da (Kur’an metnindeki kelime ile) “rüşd” sahibi olan inananlar ve vicdan sahibi yeryüzü halkı İsrail-Filistin meselesinde hak tarafındadır. Rabbimizin kıssada naklettiği ölçüye çok benzer bir şekilde hak ehli sayı çokluğuna rağmen kudret olarak nerdeyse İbrahim gibi bir fert mesabesinde, batıl ehli ise çok kalabalık ve çok muktedirdir. Aldatıcı olan da budur. Zira bizim için bir yol işareti mesabesinde olan yukarıdaki ayetler nihai itibarla hakkın nasıl tahahkkuk edeceğine işaret ediyor.

İmdi, herkes tarafını seçsin. İsrail-Filistin veya Doğu Türkistan ya da Keşmir davasında her keresinde hakkı haykırmak puthanedeki bir putu devirmektir.  Zulme her bir sessiz kalış ise batılın hükümranlığı için bir rızadır.

 

/// Sabahaddin KURTAY’ın bu yazısı, Yüce Devlet Dergisi’nde (1 Eylül 2009, 1. sayı) yayınlanmıştır.

 

 

Etiketler: , , , ,

Kategori: Tefsir yazıları | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.