TEMYİZ

Oleh: Haydar Murad Hepsev
14 Ocak 2012

TEMYİZ

 

şehir, kendini yıkatmaya-bilir yağmurlara
zira yokuşlarda bulur tepe tepe çamurları
lakin gece şansı yoktur yağmurun
güneşin çıkmaya ihtimali yoktur,
ihtimamlı saçlarına işte ancak gölge basar
yakamoz serper kara telekleri
özentili martılardan kirpik yerine.
makyajını ihtimamla tazeleyen bu cadde
yağmur sonrası
nasıl da güzelleşiyor,
lakin sokaklar cadde
caddeler ırmak kadar olamayacaklarını
hadlerini bilirler.

gece en mübarek uykularımdan kaldırıp
çok yalan söyledi şehir bana,
evlerin iftira odalarında siyah ışıklar bile
zaten katbekat karanlık olmuştular,
birer uzak kulübe ışıkları kelimeler
ve sesler katışarak uğultulu tayfunlara
şehir oldu karanlık sözlerden.
en kaba yerlerimi sıyırmış yılanlardan
zehir ve kan getirdi uykularıma,
şehir alacakaranlıkta
yalan söyledi.

boğuruyorum bir insanını şehrin sıcak günlerinde
en sıcak günlerinde yazın
kışın üşütüyorum şehrin paltolarında;
içimdeki bu boğulganlık
hele bu öğürtüden
fışkıran bu cesedin
ellerini tutuyorum,
gündüzün bir akrep giriyor
göğsümün kıllarından çıkarak
geriye çark ediyor, organlarımdan
bir sapan geriyor
gözlerimi ta geriye
terli bir raks kımıldıyor
bu titrek ellerimden
beynimi eziyor, beynim eziyor
bu deli vuruş, bu cinnet tokmağı
ellerim eziyor.

orantısını buluyorum insanların
bunalımlarından zekalarına göre
beyinlerine bakıyorum kırık bir aynayla
ne kadar sıfatları olduğunu öğreniyorum lügatlerden.
şehir hangi anlamda giderek şehirdir
hangi bağlamda kendi düzenini
düzenin kendisine kuruyor,
bunca beyin taşıyan
bu kadar bunca zeka barındıran dünya
nasıl da evlere kapatılıyor,
şehrin yaratıkları –insanlar
evlerinden odalarına nasıl ulaşıyor
bu barikatların arasından.

yılların öğürtüsünden bir sonuç bulamıyorum:
otobüste sıkışan bu insanlar
korna sesi dolmuşların
sokak satıcıları, işportalar
daktilo tıkırtıları,
kızgın bir müdür, memurlar
çarpılan kapılar
bol ç’li sabahlardan
çıtırtılı akşamlara,
sabah kovulan sessizlik
akşam eve alınan gürültü

yılları bulamıyorum.

her yerde her yerde her yer
sokak caddeler ev odalar
bunlardan nefeslerinden terlerinden
yoruldu seneler tiksiniyor yıllar
her yemekte öldürülen bir duygu
bütün açlıklarla öldürülen şehir…

oysa ki
şehri koltuk altına bir bıçak diye sapladılar
oysa ki
sen yoktun
fatih’te yoktun şehirde yok dünyada
varlığın tartışılırdı ispatlayamazdın,
yokluğuna tanık sokaklar bile
caddeler kadar şahit olmayışına.

seni bir varlığa yokluk diye bildirdiler
senli sensiz tartışmalardan senden artık
yağmurlara bildirdiler.

şehri, çıkardım şehirden.

                                                      haydar murad

*Bu şiir, Güneşten Bir Adım Uzak-Yakın Oturum (Haziran 1990, s.19–23) kitabında yayınlanmıştır.

Etiketler: , ,

Kategori: Şiirler | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.