24 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN ARDINDAN

Oleh: Haydar Murad Hepsev
07 Temmuz 2018

24 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN ARDINDAN
MİLLETİMİZE VE AK PARTİ’YE AÇIK MEKTUP

24 Haziran’da yapılan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinde, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan %52,59, Cumhur İttifakı da %53,7 oranında oy olarak büyük bir zafer kazanmıştır*. Bu büyük bir zaferdir, çünkü iç ve dış hainlerin büyük oyunlarına rağmen, açık ve gizli bütün dış müdahalelere rağmen, bütün sinsice ve tilkice planlara rağmen, masum görünümlü kukla adayların bolluğuna rağmen kazanılmıştır.

Bu zafere Anadolu ve Rumeli sevinmiştir. Mekke ve Medine ve Kudüs sevinmiştir. Pakistan ve Malezya sevinmiştir. Azerbaycan ve Türki cumhuriyetler sevinmiştir. Filistin, Arakan, Doğu Türkistan, Keşmir, Sudan, Nijerya ve bütün mazlumlar sevinmiştir. Ve elbette Washington, Londra, Paris, Berlin, Amsterdam, Brüksel vd. Batı şehirleri üzülmüştür.

Müminler, Müslümanlar ve ehl-i insaf sevinmiş; kâfir, münafık, fasık ve hainler üzülmüştür.

Onun için hamd ediyoruz, şükrler ediyoruz.

Şimdi bu sonuçları ve geleceği serinkanlı değerlendirme zamanıdır. Biz de katkı yapmak niyetiyle şu değerlendirmeleri yaptık ve milletimize arz ediyoruz…

 

SEÇİM SONUÇLARI ÜZERİNE

1. Recep Tayyip Erdoğan, 2014 seçimlerine göre oylarını arttırdı. Ama 2016 Kasım seçimlerine göre AK Parti oy kaybı yaşadı.

Oy kaybının en belli başlı sebebi, daha önce Ak P.ye de oy vermiş seçmen kitlesinin %3-4 civarında Mhp’ye oy aktarmasıdır. Cumhur ittifakı var diye bunda bir beis görmemiştir.

Saadet P.nin medyada çok büyük ölçüde abartılmış ve bir ittifaka sokulmuştur. Bundan ötürü %1 kadar rey de oraya verilmiştir.

Bir kısım seçmenin de çeşitli sebeplerden ötürü ders vermek amacıyla başka partilere oy verdiği anlaşılmaktadır. ‘AKP’li Ak Partililer” diye adlandırılan bir memnuniyetsiz klik bunda etkili olmuştur. Eski cumhurbaşkanı A. Gül’ün karşı cepheye odun taşıyan taşra kurnazı girişimleri, eski başbakan A. Davutoğlu’nun soğuk ve eylemsiz duruşu, eski meclis başkanı B. Arınç’ın medyada yaptığı ikircikli konuşmaları, bir gazetede toplanan bir kısım yazarların güya iyilik istiyormuş gibi yazdıkları manasız yazıları; bir kısım seçmen üzerinde etki oluşturmuştur.

Ne olursa olsun % 42,6 bir oy düşüşüdür. 2019 yerel seçimleri öncesinde, bu düşüşün iyice ele alınacağı RTE’nın “Mesajı aldık” sözünden anlaşılmaktadır. Temenni ve takibimiz o yönde olacaktır.

2. Cumhur ittifakı; kesinlikle iyi, doğru, güzel ve hayrlı olmuştur. Tabandaki yakınlık ve beraberliğin siyasette de karşılık bulması, dindar-muhafazakâr ve milliyetçi-ülkücü kesimin uzun zamandan beri temenni ettiği bir durumdu.

İttifak yapmak çok doğrudur ve devam ettirmek de kolay değildir. Onun için iki partiyi de tebrik ediyoruz.

3. 15 Temmuz ihanet girişiminden sonra D. Bahçeli ve MHP’nin sağduyulu bir şekilde davranıp bütün muhalefet rezervlerini bırakarak millet ve devletin yanında yer almasının bir ödülü vardı; %11,1 oy ve 49 milletvekili. (Lakin M. Akşener’in büyük bir payı olduğunu da inkâr edemeyiz; aldıkları oy da bunu açıkça göstermektedir.)

Kilit parti konumuna geldiler ve bunun da tarih önünde büyük sorumluluğu vardır. Seçim sürecinde Devlet Bey’in konuşma ve açıklamalarını büyük bir dikkatle takip ettik. Çoğunluğu dikkatlice, bilgece ve doğruydu. Lakin kanaatimizce seçimden önceki (cezaevlerinde isyan çıkabilir gerekçesiyle) af çıkışı zamansız ve gereksizdi; mafya babası A. Çakıcı’yı ziyareti doğru değildi. Devlet, eski devlet değildir, cezaevlerine bütünüyle hâkimdir. Mafya babası da maalesef ziyaretten ötürü cesaret bulup deli saçması açıklamalar yaptı. (Şımarıkça açıklamalar yapan gn. bşk. yardımcısının görevden alınması ise yerinde olmuştur.)

4. a) Chp’nin C. Başkanı adayı Muharrem İnce, %30’6 oranla oy alarak partisinin üstüne çıkmış olmasında, Hdp’den aldığı oyların büyük katkısı vardır: Milletvekili seçimlerinde Chp’nin Hdp’ye hediye ettiği %4 civarındaki oya karşılık verilmiştir. Tabii bir kısım medyanın olağanüstü parlatması, İnce’nin etkili bir hatip olmasının aldığı oyda payı vardır.

(Yalnız  %30 oy alması, bir adamın tacizci, yalancı, küfürbaz, terbiyesiz oluşu gerçeğini değiştirmez. Kılıçdaroğlu da İnce de siyasetteki seviyeyi düşüren kötü politikacılardır. Chp’ye oy veren okumuş yazmış, görmüş geçirmiş insanların bunlara tahammül etmesi ancak bir akıl tutulmasıdır. RTE düşmanlığı bu kitleyi kör ve sağır etmiştir.

Burada şunu söylemekte fayda var: Chp’nin eski Gn. Bşk. Deniz Baykal; asil bir aileden geliyordu; SBF doçentiydi; 70li yıllarda bakanlık yapmıştı; Chp’nin yeniden kurulması ve büyümesinde büyük emeği vardı; tecrübeli bir siyasetçiydi; parti başkanıyken eleştirileriyle Ak P.yi etkileyebiliyordu. Ama kendisi de Chp de Baykal’ın kıymetini bilemedi. Amma ki Kemal K., Baykal’ın el, M. İnce ise ayak parmağındaki tırnak bile olamaz.)

b) Chp %22,6 oy oranına düşerek kaybedenler kulübünün başında yer aldı ama Gn. Bşk.K. Kılıçdaroğlu, seçim sonuçları basın toplantısında, “Asıl kaybeden Ak p.dir” gibi traji-komik açıklamalar yaptı; agresif tavırlarıyla medya ve milletin gözünde yeniden rezil oldu.

Şimdi %30 oy alan İnce ile girdiği her seçimde kaybetmiş olan mevcut başkan arasında evlere şenlik bir başkanlık yarışı başladı. Kim kazanırsa kazansın, Chp artık devri geçmiş bir partidir. Fetö’nün yani Abd’nin ve AB’nin etkisinde erimeye devam edecek bir görüntü arz etmektedir.

5. Hdp, (Chp genel merkezinden -daha doğrusu daha ötelerden gelen- talimatla) barajı aştı ve %11,7 oy ve 67 milletvekili ile meclise sokuldu.

a) Hdp’nin Doğu ve Güneydoğudaki oyunun azalması, ümid vericidir, sevindiricidir ve terörle etkin mücadelenin tabii bir sonucudur. Lakin unutmayalım ki çözüm süreci (Milli beraberlik ve kardeşlik projesi) olmasaydı, terörle mücadele bu kadar başarılı olmazdı.

b) Barajın indirilmemesi kesinlikle yanlış olmuştur. Chp, 7 Haziran seçimlerinde de Hdp’ye oy transferi yapmıştı (Yeniden yapacağı da ayan beyan belliydi.) Bundan ders almamak, büyük bir siyasi hataydı.

c) Hdp’nin, Chp genel merkezinden gelen talimatla gereği verilen oylarla meclise girmesini demokrasinin gereği diye açıklamak, ucuz bir yorumdur; kolaya kaçmaktır. Bu partinin ve özellikle yönetici kesimin terörle irtibatı kesindir, delillidir. Yönetici, milletvekili ve belediye başkanlarının birçoğu ya hapistedir ya da tutukludur.

6. İyi P.; Fetöcülerin, Fetö mağdurlarının ve Mhp-Chp arasında geçişken olanların oyunu almış bir imitasyon partidir; geleceği yoktur. Cem Uzan’ın Genç P.si gibi kökü olmayan bir partidir. Hatırlayalım, C. Uzan 2002′de %7.25 oranında oy almıştı. Akşener de 2018′de %7.3 oy aldı. Bu kadarına tesadüf denemez.

47 milletvekili kazanan İyi P.nin Cumhur İttifakı’la Chp’nin arasında bir süre gündemde kalıp yok olmaya doğru gideceğini söylemek, bir kehanet olmaz.

7. T. Karamollaoğlu % 0,9, Saadet P. % 1,3 oranında oy aldı. Oyları tamamen Chp’ye yaradı ve bu da rezaletten başka bir anlama gelmemektedir. Bu partinin, bütün nasihat ve ikazlara rağmen ana akım dindar-muhafazakâr kesimin dışında kalıp İslam düşmanı Chp ile ittifak yapmasının tek mantıklı izahı var: Hased. Ve hased iyi olan her şeyi yok eder.

8. Hdp’ye yapılan suni teneffüs, İyi P. ve Saadet P.nin parlatılmaları, seçime üç gün kala Süleymancıların** M. Akşener ve İyi P.ye oy vermesi talimatı alması, kesinlikle dış ve hain bir aklın ürünüdür. “Ak P.nin mecliste büyük çoğunluğu elde edememesi ve zayıflatılması” şeklinde özetleyebileceğimiz bu sinsi plan, kısmen başarılı olmuş görünmektedir. Bundan sonraki seçimlerde de böyle planların yeniden devreye sokulacağı açıktır. Devleti yönetenler buna şimdiden vaziyet etmelidir.

2018 secim

YAPILMASI GEREKENLER, ELEŞTİRİLER, ÖNERİLER

1. Ak P. ve Cumhurbaşkanımız, İslam’a, Müslümanlara hizmet etmeyi her iş ve görevden önce ve üstün tutmalıdır.

Yüce İslam Birliği’ni kurmak için yeni proje ve organizasyonlar gerçekleştirmelidir. (Bu konuda yazdığımız yazıların bir özeti aşağıdaki linktedir*** Dikkate alınacağını umuyoruz.)

2. Üstad Sezai Karakoç yaşayan büyük bir değerimizdir. Dünya çapında şair ve mütefekkirimizdir, devlet ve siyaset büyüğümüzdür, ağırlığı kadar altın eden büyük kıymetimizdir.

Değerlerimize sahip çıkmak, İslam ahlakının bir gereğidir ve devlet büyüklerinin bu tavırları topluma örnek olmaktadır. Onun için Cumhurbaşkanımız (ve devlet büyüklerimiz), Üstadı muhakkak ziyaret etmeli, ona hürmet göstermeli, öğüt ve uyarılarını saygıyla dinlemelidirler.

Bu mühim işi mutlaka yapmalıdırlar.

3. Terör örgütleriyle yapılan etkili mücadele hız kesmeden devam etmelidir.

Lakin Fetö’nün siyasi ayağına henüz bir müdahale yapılmadığı doğrudur. Bu ayak, delilli ve tescilli olarak Chp, Hdp ve İyi P.’dedir. Cumhuriyet savcılarının, bu bağlantıları ortaya çıkarıp fezleke hazırlamalarını ve Meclisin de Fetöcü siyasilerin dokunulmazlığını kaldırarak Yargıya teslim etmesini temenni ve tavsiye ediyoruz. Hatırlatıyoruz. İkaz ediyoruz. 15 Temmuz darbe girişimi, şehid ve gaazilerimiz asla unutulmamalıdır; kalkışmanın siyasi ayağı da mutlaka cezalandırılmalıdır.

4. Evet, Pkk’ye ve partisi Hdp’ye öfkeliyiz, hıyanetlerinden ötürü onlardan nefret ediyoruz. Evet, bunların İslam’la ve müslümanlarla zerre kadar alakaları yoktur. Irkçı ve faşisttirler. Emirleri AB (Almanya-Bnd) ve Abd (Cia)’dan almaktadırlar.

Evet, bunlar delilli ve müsellemdir. Lakin unutmayalım ki (Hdp’ye oy verse de vermese de) Kürdler, kardeşimizdir. Teröre bulaşanlarla masum halkı birbirinden ayırmak lazımdır.

Bir kısım memur ve polislerin Kürd kardeşlerimize önyargılı, haksız ve yanlış muamelelerde bulunduğunu öğreniyor ve çok üzülüyoruz. O memurlar, o kardeşlerimizin kalbini mi yarıp bakmışlardır… Doğum yeri Doğu ve Güneydoğu olan kardeşlerimize bu şekilde yapılan muamele, zulümdür. Ve bu zulme dur demek lazımdır. Devlet, bu gibi zalimleri en sert bir şekilde cezalandırmalıdır.

Kürdler ve Türkler, Evs ve Hazrec gibidirler; amcaoğulları gibidirler, kardeştirler, arkadaş ve dostturlar. Lakin (aynen Asr-ı Saadetteki gibi) hain Yahudi ve hempaları bu iki kardeş kavmi birbirine düşürmek için ellerinden geleni yapmaktadır. Oyun, çok büyük ve çok vahim… Yahudi’nin oyununa gelmeyelim, yoksa faturası çok ağır olur…

Sosyoloji ve psikolojiye uygun adımlar atılması, Kürdçenin serbestçe okutulması, Kürdçe televizyon, yer isimlerinin aslına döndürülmesi, Kürd kardeşlerimizin yoğun olarak yaşadıkları yerlere büyük yatırımlar yapılması vb, kesinlikle doğru ve olumludur. Bunlara devam edilmelidir. Lakin bu parti ve dayanağı örgütün arkasında Abd ve Ab vardır. Onun için devlet yönetimi, halihazırda bu durumu siyaseten idare etmektedir. Yeni yönetimin siyasetten adalete yani kesin çözüme geçmesini temenni ediyoruz.

5. 16 yılda Ak P.nin en az başarılı olduğu alanlardan biri de MİLLİ EĞİTİM’dir.

Evet, şu kadar okul, bu kadar derslik yapılmıştır. Öğretmenlik daha saygın bir meslek haline getirilmiştir. Okul-Dersane ikilemine son verilmiştir. Özel okulculuk yaygınlaştırılmıştır. Okullarda teknoloji çağdaş seviyeye getirilmiştir. Bunlar takdire şayandır.

Lakin; a) Milli eğitimimize 80 senedir hâkim olan materyalist-pozitivist-darvinist felsefe hâlâ değiştirilememiştir. b) Eğitim-öğretimde temelli ve köklü bir değişiklik yapılamamıştır. c) Bu değişimi yapabilecek güçlü, bilinçli ve bilge bir bakan tayin edilmemiştir. d) Öğretimde göreceli bir başarı sağlanmışsa da eğitimde bundan bahsedilemez. Değerler eğitimi, ahlak ve maneviyatta hatta geriye gidiş yaşanmaktadır. Bu konuda acil tedbirler alınmalıdır. e) Öğrencilerin, velilerin ve öğretmenlerin iflahını kesen genel sınavlara kalıcı bir çözüm bulunamamıştır. f) Okullar doğru dürüst teftiş edilmemektedir. Özellikle orta öğretimde ve özel okullarda denetleme çok zayıftır. Milli ve yerli anlayışa zıt olan bazı okullara zerre kadar dokunulmamaktadır.

Yeni dönemde milli eğitimde derin, köklü ve temelli değişimleri, milletimiz gönülden beklemektedir.

[Bu konuda 2010′da yazdığımız yazı aşağıdadır**** (Nasib olursa başka yazılar da yazacağız.) Yazıdaki bazı önerilerin gerçekleşmiş olmasından memnuniyet duyuyoruz. Lakin bazı tekliflerimiz olduğu yerde durmaktadır. Umarız dikkate alınır.]

6. Evet, bir nesil 30 senede yetişir. Evet, 80 senelik laik-kemalist-materyalist rejim ve eğitimin derin izleri 16 senede silinmez.

Lakin “Dindar nesil yetiştireceğiz” iddiasında bulunanların bu ideal üzerinde çok titiz ve çok çalışkan olmaları gerekir. İmam-hatib okullarının sayısının arttırılması yeterli değildir. Tügva’nın çalışmaları yüzeyseldir. Öğrenci yurtlarının sayısı arttırılmıştır, lakin bu barınma imkânı sağlamaktan başka bir işe yaramamaktadır. Seçmen yaşının 18′e indirilmesiyse popülist bir girişimden başka bir şey değildir.

Ak P. hükümetlerinin, 16 yılda, gençliğin milli ve manevi değerlere uygun yetiştirilmesinde başarılı olduğu söylenemez. Partiye bağlı kızlı erkekli grupların mecliste ve mitinglerde slogan atması, gençlikten beklenen en büyük aksiyon mudur… Gençlik, sadece parti gençlik kollarında mı yetiştirilir…

a) Gençlik, büyük bir değer erozyonu yaşamaktadır. Güzel ahlak, doğru terbiye, efendilik edebi, ideal ve dava adamlığı, ilim ve irfan sahibi olma hususlarında geriye gidilmektedir.

Gençler, kafe köşelerinde, kızlı erkekli, nikâhlı nikâhsız olarak gece yarılarına kadar vakit geçirmekte ve bunu sosyallik olarak görmektedirler.

b) 2008′de yeniden açıldığında, Mttb’ye ümid bağlamıştım. Lakin maalesef umduğumu bulamadım. Dava şuuruyla hareket edip bir aksiyon gösteremediler; gençliğe önder olamadılar; büyüklerin sözlerini dinlemek için bir gayret göstermediler; ilim ve irfana hizmet edemediler (doğru dürüst bir dergi bile çıkaramadılar) vb. Evet, bolca seminer düzenlediler. İkinci genel başkanı kurnazlıkla kendini meclise atmayı başardı (ve hâlâ genel başkandır.) Yani partinin bir başka gençlik kolu olup iyice etkisizleştiler.

Eski Mttb mensupları, siyasetle kendileri arasına mesafe koyar ve gençliği güncel siyasetin karmaşasından kurtarıp davaya, aksiyona, ilme ve irfana yöneltirlerdi. Üstad NFK ve Sezai Karakoç’un kitaplarını okur, uyarı ve öğütlerini dinlerlerdi. Ramazanoğlu Mahmud Sami (ks) ve Mehmed Zahid Kotku (ks) hazretlerinin sohbetlerine devam ederlerdi.

c) Milli ve manevi değerlere sahip gençlik, parti dışında yetişiyor. Ülkemizin sahih tasavvuf cemaatleri Menzil, Hüdayi Vakfı, İsmailağa, İskenderpaşa vd gençliğe gereği gibi sahip çıkıp onları dindar, ilim ve irfan sahibi, güzel ahlaklı, edebli, terbiyeli olarak yetiştiriyorlar. Bu içimizi rahatlatıyor, hamd olsun

Siyaset, Fetö’den ötürü sütten ağzı yandığından cemaatlere mesafeli duruyor ve yanlış yapıyor. Onun için Ak P. kadroları, bu mühim olguya atf-ı nazar etmeli, değer verip desteklemeli, daha da yaygınlaşması için yardım etmeli, önlerinin açılması için ne gerekiyorsa yapmalıdır. Yoksa durum vahimdir.

7. Ak P. hükümetleri, 16 yılda, kültür-sanat-edebiyat alanlarında pek çok büyük işler başardı. Bunlardan hemen ilk olarak aklıma gelenler şunlar: Cumhurbaşkanlığı ve Kültür Bakanlığı’nca oldukça isabetli ödüller verilmesi; yurt içindeki (ve Tika vasıtasıyla yurt dışındaki) çok sayıda eski medeniyet eserlerinin restore edilmesi; yeni müzeler açılması (ilginç bir örnek: Tesbih ve Hilye Müzesi); Yazma Eserler Kurumu’nun açılması; gelenekli sanatlarımıza (hatt, tezhib, kalem işi, kaatı, ebru, cild vb) önem verilerek topluma yayılıp dünyaya tanıtılması vb.

Lakin iki mühim alanda başarıdan bahsedilemez. Birincisi tiyatro ve sinemadır. İkincisi mimaridir.

A. a) Kaddafi, dünya çapında iki film ürettirmeyi başarmıştı. Biz hâlâ dünya çapında ses getirecek tek bir sinema eseri ortaya koyamadık. Ortalık komedi filmlerinden geçilmiyor ve bunlar devletten teşvik alıyorlar.

Trt’deki Diriliş Ertuğrul, Payitaht Abdülhamid, Kutulamare dizileri takdire şayandır. Senaryosu ve sahneye konuşu bakımlarından daha kaliteli eserler bekliyoruz.

Sağ cenahtaki tvlerde ise bir tek olumlu dizi yok maalesef. Bu da endişe verici bir durumdur.

b) Tiyatroda ise alan solculara ve hatta hdpkklılara bırakıldı. Devlette ve belediyelerde, yönetimde ve alanda, bu konuda söz sahibi olanlar, ülke ve milletin değerlerine düşman olan bu kişilerdir, maalesef. Üstad Nfk’nın dünya çapındaki tiyatro eserlerini Ak P.li belediyelerin tiyatrolarında göremiyoruz. Bu belediyelerde, sağ-müslüman kesimin dışlandığı ve horlandığı haberlerini alıyoruz. Vahim bir vaziyettir.

Tabii bir de şu var: Sağ-müslüman kesim bu sanatlara hâlâ epeyce mesafeli. Gençlerimizi bu alanlara da yöneltmeliyiz. Unutmayınız ki sanat, bir milletin ruhudur, güne ve geleceğe güçlü mesajlar ileten derin kanallardır.

(Şunu eklemekte fayda görüyorum: Beşir Derneği’nin yapımcı olduğu ‘Bırakma Beni‘ filmi, bir sivil girişim olduğu için bizi sevindiriyor. Gösterime gireceği 21 Eylülü iple çekiyoruz. Bu tür filmlerin devamının gelmesini diliyoruz.)

B. İnşaat sektörü ülkemizde çok güçlü olduğu halde, Mimaride başarılı olunmadı maalesef.

Kendimize has bir sivil mimari geliştirilmedi. Batının taklidinden hem de kötü taklidinden öteye gidilmedi. Her taraf estetikten yoksun kübik yapılar ve gökdelenlerde doldu gitti maalesef.

Şu kadar cami inşa edildi. Bunlar ya Osmanlı’nın kötü taklididir ya da (derin ve köklü fikirlere sahip olmayan) nevzuhur yapılardır.

Kendi medeniyetimize ve gelenekli hayatımıza uygun bir mimari geliştirmek için acilen yeni projeler geliştirilmeli ve tatbik edilmelidir.

8. Sağ camianın, maalesef, hâlâ doğru dürüst gazetesi, televizyonu yok. Seçim sürecince buna bir kere daha şahid olduk ve üzüldük.

Siyasetin önünü açabilecek, liderlere yol gösterebilecek bir köşe yazarına rastlayamadık. İşleri ya değersiz övgü ya da polemik.

Televizyonda ise durum daha da vahim. RTE ve Devlet Bey’le mülakat edenlerin seviyesi yerlerde sürünüyordu. Bu programlar bu liderlere yaramadı, puan kazandırmadı. Çünkü hazırlıksızdılar, başkalarını taklid ediyorlardı, ince zekâ ve seviyeli edeb gösteremediler.

Medya, dil demektir. Diliniz yoksa be anlatacaksınız, size kim kulak verecek, söylemlerinizi halka kim aktaracak, karşı tarafın çarpıtmalarına kim cevap verecek… Her yerde siz olamayabilirsiniz. Yaşı ilerleyen siyasiler halka nasıl ulaşacak…

Merhum Menderes ve Özal’ın medyası yoktu. Özal, bu konuda bazı adımlar attı. Erdoğan, bu alanda daha büyük işler yaptı. Ama ortada yetişmiş eleman yoksa Erdoğan ne yapsın.

Mesele insan yetiştirmekte. Her alanda sağlam, doğru, dürüst, iyi, güzel, kaliteli insan yetiştirmekte… Nice yıldır, bunu biliriz, bunu söyleriz.

Haydar Hepsev
Yüce Devlet Hadimi

_______________________________

* Seçimlerde biz de tarafımızı açıkça belli ettik ve hizmet niyetiyle şu iki yazıyı kaleme aldık:

Cumhur İttifakı’nı Destekliyoruz: http://www.yucedevlet.com/cumhur-ittifakini-destekliyoruz.html

Oy’umu Neden Ak P. ve R. T. Erdoğan’a Vereceğim: https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10156235199583819&set=a.10153239340203819.1073741863.546343818&type=3&theater

** http://www.yucedevlet.com/islam-birligimiz-cagimiz-ve-onerilerimiz.html

*** Süleymancıları severiz ve kardeşimiz olarak biliriz. Lakin şunu da hak ve hakikat adına ifade etmek mecburiyetindeyiz: Seçime üç gün kala mensuplarına, Fetöcü M. Akşener ve İyi P.ye oy verilmesi talimatı, kesinlikle yanlıştır; Müslümanlara değil karşı cepheye yaramıştır.

Süleyman Hilmi Tunahan ks hazretlerinin torunu Mehmet Beyazıt DENİZOLGUN (ve oğlu Fatih Süleyman DENİZOLGUN)’un “… 24 Haziran seçimlerinde, ülkemizin birliği, bütünlüğü geleceği, bekası için Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan beyi, milletvekili seçimlerinde de AK Parti’yi, bizi seven tüm kardeşlerimizle birlikte destekleyeceğimizi beyan eder, kamuoyuna saygıyla duyururuz” açıklamaları ve cemaate mensup birçok insanın talimata uymayıp aklıselim ve sağduyuyla hareket etmesi, içimizi ferahlatmıştır.

**** http://www.yucedevlet.com/egitim-temel-meselemiz-en-onemli-isimiz-buyuk-idealimiz.html

 

Etiketler: , , , ,

Kategori: Açık Mektuplar | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.