SEYİRCİ KALMAMAK

Oleh: Haydar Murad Hepsev
27 Ocak 2012

 

SEYİRCİ KALMAMAK

 

“İçlerinde kötülükler işlenen bir topluluk,

bu kötülükleri bertaraf edecek güçte olduğu halde

ona seyirci kalır, müdahale etmezse,

Allah’ın hepsini saran umumi

bir bela göndermesi yakındır.”

 

Emr bil-ma‘rûf nehy an-il-münker (iyiliği emretme, kötülükten alıkoyma / yasaklama) konusu ile ilgili olan hadisimizi daha iyi anlamak için öncelikle vahyin ilk muhataplarına kulak verelim:
“Kays ibnu Ebî Hâzim (radiyallahu anh) anlatıyor: Hz. Ebû Bekir (radiyallahu anh) Allah Teâlâ’ya hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Sizler şu ayeti okuyor ve yanlış tefsir ediyorsunuz: “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Doğru yolda iseniz sapıtan kimse(nin sapkınlığı) size zarar veremez. (Mâide suresi, 5. ayet)” Biz, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in “İnsanlar zalimi görüp elinden tutmazlarsa, Allah’ın hepsine ulaşacak umumi bir ceza göndermesi yakındır” dediğini işittik. Keza ben, “İçlerinde kötülükler işlenen bir topluluk, bu kötülükleri bertaraf edecek güçte olduğu halde ona seyirci kalır, müdahale etmezse, Allah’ın hepsini saran umumi bir bela göndermesi yakındır.”dediğini bizzat işittim. [Ebû Dâvud, Melâhim 17 (4338); Tirmizî, Fiten 8 (2168)]”
Sadakat timsali Hz. Ebû Bekir’in (radiyallahu anh) yukarıdaki açıklamalarıyla hadis daha iyi anlaşılmıştır. Ancak bugün oldukça ihmal ettiğimiz sorumluluklarımızdan biri olan iyiliği emredip kötülükten alıkoyma ile ilgili bir iki hususu hatırlamakta fayda olacağı kanaatindeyiz.
Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bir başka hadisinden öğrendiğimize göre; “bir kötülük gördüğümüzde gücümüz yetiyorsa onu elimizle, gücümüz yetmiyorsa dilimizle, buna da imkân bulamıyorsak kalbimizle buğz etmemiz, yapılan kötülüğü onaylamayıp ona kızmamız gerekir, ki bu da Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in beyanına göre imanın en zayıf derecesidir. (Hadis için bkz. Müslim, İman 78; Ebû Dâvûd, Salâtu’l-İdeyn 248; Tirmizî, Fiten 11)”
Bu hadisi daha iyi anlamak için şu hususları gözden kaçırmamak fayda vardır. Kötülüğü elle düzeltmek otoritenin yani devletin işidir. Dille düzeltmek ise aslında âlimlerin işidir, lakin bir mümin kesin bildiği bir konuda hakkı savunabilir. Hakkı savunmak ve haksızlığa karşı çıkmak da güzel bir tarzda, yani kırıp dökmeden tatlı bir dille yapılmalıdır. Eğer yapılan kötülükleri dille düzeltme imkânı da bulunmuyorsa o takdirde en azından kalben yapılan bu kötülüğe katılmayıp ona kızmak gerekiyor. Buradaki ölçü de yapılan kötülüğe Allah için kızmaktır, yapan kişiye de acımak, hatta dua etmektir.
Rabbimiz hazretleri, iyilikleri yaymak ve kötülükleri engellemek hususunda bizlere doğru yolu göstersin; hadiselere seyirci kalanlardan değil, ilim ve irfan ve ihlâsla hakkı savunanlardan eylesin, âmin.

 

/// Dr. Muhammed Ayhan’ın bu yazısı, Yüce Devlet Dergisi’nde (15 Temmuz 2011, 9. sayı) yayınlanmıştır.

Etiketler: , , , ,

Kategori: Hadis Şerhi | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.