RABBİNİN İSMİNİ ZİKRET

Oleh: Haydar Murad Hepsev
23 Ocak 2012

 

RABBİNİN İSMİNİ ZİKRET ve

HER ŞEYDEN ÇEKİLEREK KENDİNİ ONA VER !

 

Bismillahirrahmanirrahim

Elhamdu lillahi rabbilalemin

Vessalatu vesselamu ala rasulina Muhammedin ve alihi ve sahbihi ecmain.

 

Allah subhanehu ve teala,  Müzzemmil Suresi’nin 8. ayetinde şöyle buyuruyor:

“Rabbinin ismini zikret ve her şeyden çekilerek kendini ona ver.”

Müfessir Elmalılı Hamdi Yazır rahmetullahi aleyh bu ayeti şöyle tefsir ediyor:

İşte bu iç ve dış sebeplerden dolayı ilerisi için hazırlanmak üzere gece kalk ve tertil ile Kur’ân oku ve Rabbinin ismini an. Gece ve gündüz onu an. “Sübhanallah”, “Lâilahe illallah”, “Allahû Ekber” demek; Allah’ı ululamak, namaz kılmak, Kur’ân okumak, ilim öğretmek, Allah için öğüt verip yol göstermek gibi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in gece ve gündüz bütün saatlerinde meşgul olduğu şeyler buna dâhildir. “Tam anlamıyla ona yönel.” Kendini her şeyden çekerek Rabbine çekil, samimi bir şekilde onun emir ve itaati ile meşgul ol. İçinde yüzdüğün dünyanın meşgale ve maksatları, alakası gönlünü asla işgal etmesin.”

Bu son cümleyi ele alalım: “İçinde yüzdüğün dünyanın meşgale ve maksatları, alakası gönlünü asla işgal etmesin.

Gönlün işgal edilmemesi nasıl olur acaba?

Bu meseleyi, Muhyiddin ibn Arabî kuddise sirruh hazretlerinin naklettiği şu menkıbe çok iyi izah eder:

“603 senesinde Mısır’da, Ebu Abbas Harirî, bana Ebu Abdullah Kıryâkî’den rivayet etti ki: Bir keresinde onunla Verdan çarşısında yürüyormuş; Ebu Abdullah yanında kalan küçük bir oğlan çocuğuna küçük abdestini yapsın diye bir lazımlık satın almış. Bir eve toplanmışlar; lazımlık kabı ise hiç kullanılmamış ve oradakiler de salih kişiler imiş. Bir şeyler yemek istemişler ve katık edecek bir şey bakmışlar. Şekerleme satın almakta karar kılmışlar. Demişler ki bu lazımlığa pislik bulaşmadı, olduğu gibi yeni. Şekerlemeyi içine koymuşlar ve oturup bitirene kadar yemişler. İnsanlar dağılmış, lazımlığın sahibi de lazımlığı alıp Ebu Abbas ile yürümeye başlamış. Ebu Abbas demiş ki: Vallahi lazımlığın şöyle dediğini şu kulağımla işittim, benimle birlikte Şeyh Ebu Abdullah Kıryakî de işitti. Diyordu ki “Allah dostları, benden yedikten sonra pislik kabı mı olacağım, vallahi bu olmaz.” Sonra deprenip, elimden yere düştü ve kırıldı. Onun sözünden dolayı bizi bir hal aldı. Bunu bana anlattıktan sonra ona dedim ki: “Lazımlığın size verdiği öğüdünün iç yüzü size gizli kalmış. İş sizin zannettiğiniz gibi değil; nice lazımlık kabı vardır ki sizden daha hayırlıları ondan yemiştir ancak sonra yine o pis işte kullanılmıştır. O size sadece şunu demiştir: “Ey ihvan, Allah kalplerinizi kendi marifeti ve tecellisi için kaplar yaptıktan sonra onu başkaları için bir kap yapmanız yakışık almaz. Allah kalplerinizi, zatı için bir kap yapmanızı yasaklamadı.” Sonra da kırılmıştır, yani o şekilde. O halde Allah ile olun. Sonra Ebu Abbas bana dedi ki  “Biz halimizi senin bizi uyardığın şekle sokamadık.” (el- Futûhat el- Mekkiyye, cilt 1, sayfa 410, Dar al-Kutub al-Arabiyye el-Kubra, Mısır h. 1329)”

Allah teala ve tekaddes hazretleri halimizi bu şekle sokmayı, kalbimizi sadece Allah’a ayırmayı ve böylece kendimizi tamamen O’na vermeyi nasip etsin; âmin.

 

/// Sabahaddin KURTAY’ın bu yazısı, Yüce Devlet Dergisi’nde (14 Mart 2010, 8. sayı) yayınlanmıştır.

Etiketler: , , ,

Kategori: Tefsir yazıları | RSS 2.0 Both comments and pings are currently closed.

Yorum Yok

Comments are closed.